Kongre süreci henüz tamamlanmadan İl Başkanlığından istefa eden İbrahim Yıldırım'ın ardından göreve getirilen iş insanı Emre Özdemir, teşkilatın yeniden yapılandırılması ve Yalova’da daha etkin bir siyasi çalışma yürütülmesi hedefiyle kolları sıvadı.
Özdemir’in göreve başlamasıyla birlikte YRP teşkilatında yeni bir hareketlilik dikkat çekiyor. Ancak yeni İl Başkanını kamuoyunun karşısına çıkaran asıl başlık, yalnızca teşkilat çalışmaları değil.
Türkiye’nin en sıcak siyasi gündemlerinden biri olan Çerçeve Yasa tartışmalarında Özdemir’in verdiği mesaj, Yalova siyasetinde dikkat çekti:
“Biz barışa karşı değiliz. Ancak terörle pazarlığa karşıyız.”
Bu sözler alkışlarla karşılanırken, Özdemir’in yaklaşımı YRP’nin Türkiye genelindeki siyasi çizgisinin Yalova’daki yansıması açısından da önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir.
Yeni İl Başkanı Emre Özdemir ile Yalova’nın gündemini, Türkiye siyasetini, Çerçeve Yasa’yı, Kürt meselesini, PKK sorununu ve YRP’nin önümüzdeki dönem hedeflerini konuştuk.
“Önceliğimiz güçlü bir teşkilat”
— Sayın Özdemir, öncelikle sizi tanıyalım. Yeni İl Başkanı olarak YRP Yalova’da nasıl bir dönem başlatmak istiyorsunuz?
Özdemir: "Yalova Çukurköylüyüm. Yalova'da 15 yıldır esnaflık yapmaktayım. iki çocuk babasıyım. Bu görevi bir makamdan çok sorumluluk olarak görüyorum. Öncelikli hedefimiz teşkilatımızı güçlendirmek. Yalova’nın merkezinden ilçelerine, köylerine kadar vatandaşımıza ulaşmak istiyoruz.
Siyaset sadece seçim dönemlerinde yapılmamalı. Biz vatandaşın sorununu seçimden seçime değil, her zaman dinleyen bir teşkilat olmak istiyoruz.
Kongremiz henüz gerçekleşmedi. Bu nedenle önümüzdeki süreci hem teşkilatımızı güçlendirmek hem de Yalova’daki siyasi hedeflerimizi vatandaşlarımızla birlikte şekillendirmek için önemli bir fırsat olarak görüyoruz.”
Aslında Özdemir’in verdiği mesaj oldukça açık: YRP Yalova’da yeniden örgütlenmeye ve görünür olmaya hazırlanıyor. Yeni il başkanının ilk hedef olarak teşkilatı öne çıkarması tesadüf değil. Kongre öncesinde güçlü bir saha yapılanması oluşturmak, yeni yönetimin önündeki en önemli sınavlardan biri olacak. Gözardı edilmemesi gereken bir gerçek de var ki, Yalova gibi siyasi rekabetin yoğun olduğu bir kentte yalnızca parti söylemiyle değil, sahadaki teşkilat gücüyle varlık göstermek gerekiyor.
— Yalova açısından öncelikli gördüğünüz sorunlar neler?
Özdemir: “Yalova’nın çok ciddi bir potansiyeli var. Tarımımız, turizmimiz, termal kaynaklarımız, sanayimiz ve İstanbul’a yakınlığımız önemli avantajlarımız.
Ancak bu potansiyelin tamamını kullanabildiğimizi düşünmüyorum. Üretim, istihdam, gençlerin geleceği, esnafın sorunları, tarım, turizm, ulaşım, çevre ve şehirleşme konularında daha fazla çalışma yapılması gerektiğine inanıyoruz.
Yalova sadece İstanbul’un karşısındaki, İzmit ve Bursa'nın yanı başındaki bir şehir olarak görülmemeli. Kendi ekonomik gücü olan, üreten ve ürettiği değeri artıran bir şehir haline gelmeli. Biz sadece eleştiren değil, çözüm önerisi ortaya koyan bir siyaset anlayışı oluşturmak istiyoruz.”
Özdemir’in burada özellikle “Yalova sadece İstanbul’un karşısındaki şehir değildir” vurgusu önemli. Ama bızde bir laf var, avazı güzeldir, okuduğu bir de Kuran olsa..." Yani, yeni yönetimin bu söylemi somut projelere dönüştürüp dönüştüremeyeceği ise önümüzdeki dönemde görülecek.

— Merak ettiğim bir konu var, vatandaşın bugün en büyük gündemi ekonomi. Hayat pahalılığı, kira, emekli maaşları, asgari ücret ve gençlerin gelecek kaygısı çok ciddi bir noktada. YRP Yalova’da iktidar veya söz sahibi olursa diyelim, vatandaşın hayatında ilk olarak neyi değişirdi?
Özdemir: “Bugün vatandaşın en büyük problemi geçinememek. İnsanların markete, pazara, kiraya, faturaya yetişmekte zorlandığı bir ortamda sadece ekonomik büyüme rakamlarından bahsetmek yeterli değildir. Bizim anlayışımızda ekonomi öncelikle insanın refahını sağlamalıdır. Vatandaşın en temel ihtiyacı olan mutfak giderlerini karşılayabilmesi, yiyeceğini ve içeceğini rahatlıkla alabilmesi bizim için öncelikli konuların başında geliyor.
Bir insanın evine götüreceği ekmeği, temel gıda maddelerini düşünmek zorunda kalmadığı, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabildiği bir ekonomik düzen oluşturmak gerekiyor. Bunun yanında özellikle gençlerimizin istihdamı konusunda ciddi bir çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum. Gençlerimizin eğitimini tamamladıktan sonra iş bulamaması, gelecek kaygısı yaşaması kabul edilebilir bir durum değil.
Yalova özelinde üretimi, tarımı, sanayiyi, turizmi ve küçük esnafı birlikte ele almamız gerekiyor. Şehrimizin ekonomik potansiyelini daha iyi değerlendirmeliyiz. Yalova sadece İstanbul’un karşısındaki bir şehir olarak görülmemeli. Kendi üretim gücü ve ekonomik potansiyeliyle Marmara Bölgesi’nin önemli merkezlerinden biri haline getirilmeli.
Bu nedenle öncelikle sahaya ineceğiz. Esnafımızı, çiftçimizi, emeklimizi, çalışanımızı ve gençlerimizi dinleyeceğiz. Sorunları yerinde tespit edip, bunlara yönelik somut çözüm önerileri hazırlayacağız. Düşünüyorum ki önümüzdeki süreçte özellikle vatandaşın mutfağına, geçim şartlarına ve gençlerimizin istihdamına yoğunlaşmamız gerekiyor.”
Özdemir’in aslında bir 15 yıllık esnaf olarak ekonomi konusunda kullandığı dil dikkat çekici. Çünkü ekonomik sorunları yalnızca enflasyon, faiz, büyüme veya makroekonomik göstergeler üzerinden değil, doğrudan “vatandaşın mutfağı” üzerinden tarif ediyor. Bu da siyasetin en temel gerçeklerinden birine işaret ediyor: Vatandaş için ekonominin ölçüsü çoğu zaman açıklanan rakamlardan önce pazarda, markette ve mutfakta hissediliyor açıkcası...
Özdemir’in ikinci önemli vurgusu ise genç istihdamı. Yalova, üniversite ve sanayi potansiyeline rağmen gençlerin kentte kalmasını sağlayacak istihdam alanlarını yeterince oluşturabilmiş değil. Dolayısıyla YRP’nin yeni yönetimi gerçekten siyasi bir karşılık oluşturmak istiyorsa, “gençler iş bulamıyor” demenin ötesine geçip hangi sektörlerde, hangi yatırımlarla ve hangi projelerle istihdam yaratılacağını ortaya koymak zorunda.
Özdemir’in “mutfak ve genç istihdamı” vurgusu bu nedenle önemli. Çünkü biri bugünün geçim sorununa, diğeri ise yarının gelecek kaygısına dokunuyor.
Ama YRP’nin Yalova’daki yeni döneminde bu iki başlığın somut projelere dönüşüp dönüşmeyeceği ise teşkilatın önündeki önemli siyasi sınavlardan biri olacak gibi görünüyor...

“BİZ BARIŞA KARŞI DEĞİLİZ, ANCAK TERÖRLE PAZARLIĞA KARŞIYIZ!”
— Türkiye’nin gündemindeki Çerçeve Yasa konusunda YRP’nin tutumu oldukça net. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özdemir, önce parti genel merkezinin konuya ilişkin genelgesini okudu. Genelgeyi okuduktak sonra ise, Özdemir konuyla ilgili bu sözleri ifade etti:
"Öncelikle Kürt vatandaşlarımızla PKK terör örgütünü birbirinden kesinlikle ayırmak gerekiyor. Kürt vatandaşlarımız bu ülkenin asli unsurlarıdır. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle bütün vatandaşlarımız eşittir.
Vatandaşlarımızın demokratik ve meşru talepleriyle terör örgütünün silahlı faaliyetlerini aynı şey olarak görmek doğru değildir. Biz barışa karşı değiliz. Ancak terörle pazarlığa karşıyız. Türkiye’nin artık terör nedeniyle evlatlarını kaybetmediği bir ülke olmasını hepimiz istiyoruz. PKK’nın silah bırakması ve kendisini feshetmesi Türkiye’nin menfaatinedir.
Ama terörün sona ermesi başka bir şeydir, terör suçlarından hüküm giymiş kişilerin toplu şekilde affedilmesi başka bir şeydir. Sayın Genel Başkanımız Fatih Erbakan’ın Meclis’te ortaya koyduğu yaklaşım da budur. Biz Kürt vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerine karşı değiliz. Biz terör örgütüyle vatandaşlarımızın meşru taleplerinin birbirine karıştırılmasına karşıyız."
Özdemir, Çerçeve Yasa tartışmasına ilişkin değerlendirmesinin son bölümünde ise özellikle şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetine dikkat çekti.
Özdemir, “Bu konuda son söz mutlaka milletin olmalıdır. Özellikle şehit ailelerimizin ve gazilerimizin görüşleri mutlaka dikkate alınmalıdır. Böyle bir kararın referandum yoluyla milletin iradesine sunulması gerektiğini düşünüyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Altını çizmek gerekir ki, Özdemir’in bu son vurgusu, YRP’nin Çerçeve Yasa konusundaki yaklaşımının temelini de ortaya koyuyor: Terörsüz bir Türkiye hedefine itiraz yok; ancak sürecin yöntemi, kapsamı ve özellikle olası af düzenlemeleri konusunda toplumsal mutabakat aranması gerektiği savunuluyor.
Şehit aileleri ve gazilerin sürecin merkezine alınması gerektiğini söyleyen Özdemir, kararın yalnızca siyasi irade tarafından değil, gerektiğinde doğrudan milletin iradesiyle şekillenmesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşımın önümüzdeki süreçte YRP’nin Yalova’daki siyasi söyleminin de önemli başlıklarından biri olmasını beklemek mümkün...
Ülker Fermankızı /VOİCEPRESS