
Yıl 2026...
Taş Devri’nde bile bu vize işi 369 gün sürmezdi!
Ancak bugün Türkiye ve Fransa arasında yaşanan bürokratik eziyet, insan hakları söylemlerini dilinden düşürmeyenlerin gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye’de resmi olarak evli iki Türk vatandaşı...
Tam bir senedir, dile kolay tam 369 gündür Ankara’daki Fransa Konsolosluğu’ndan Aile Birleşimi Vizesi bekliyor. Çiftin erkeği hem Türk hem Fransa vatandaşı; Paris’te sanatçı, yalnız ve garip kalmış durumda. Kadın ise Türkiye’de, Mut’ta; çaresiz, torpilsiz ve perişan...
Sözüm ona olaya ilk dahil olan Mut’taki tercüme bürosundaki tercüman, aileden 500 Euro alıp sıfır çalışma yapmış. Tercüman olarak Mut Adliyesi’nde kaydı bile yok!
Paris’teki sanatçımız Mut polisine resmi şikâyette bulunmuş ama sonuç yine elde var sıfır...
İki vatandaşımız mağdur, Seftiller’in son perdesini oynuyor.
BU İŞTE BİR GARİPLİK VAR!
Bitmez tükenmez belge talepleri, taksitle ve perde perde aileden istendiği için dosyalar bir türlü tamamlanamadı. Bu tutum Fransa devletine asla yakışmıyor.
Buradan soruyorum: Ey Macron Efendi Hazretleri!
Hani Fransa’da insan hakları vardı?
Hani herkes eşitti?
Neden Türk vatandaşlarımızı timsahlar gibi süründürüp aileleri ikiye bölüyorsunuz?
Birini Türkiye’de, diğerini Fransa’da bekletmekle elinize ne geçiyor?
Üstelik bunu "Aile Birleşimi Özel Vizesi" statüsünde yapıyorsunuz!
Evet, ey Fransa!
Türk vatandaşlarına neden kök söktürüyorsunuz? “Bugün git, yarın gel... Saldım çayıra, Mevlam kayıra” sistemini hangi ülkeden kopya ettiniz?
Neden her ihale, her kabak Türklerin başında patlıyor?
Hani Fransa sosyal devletti? Bilhassa kadın haklarında dünyada bir numaraydı?

SİZLER MEHTER TAKIMI DEĞİLSİNİZ!
Siz kimi ve kimleri niye kandırıyorsunuz? Amacınız nedir? Türk milleti çalışkandır; Fransa’ya zorla gelmez, ailesi Fransa’da ise mecburen gelir.
Ankara’daki Sayın Konsolos ve Vize Servis Şefi... Size soruyorum:
Bugün Lütfen sabah aynaya bakın, evinizden çıkmadan kendinize sorun; “Ben nasıl bir insanım? İnsan mıyım?” diye sorun ve işinizi doğru yapın!
Sizler Mehter takımı değilsiniz! Ki iki ileri bir geri gidesiniz... Artık yeter! STOP! Yeter ve çüş! Bu yaptığınız su katılmamış bir skandaldır!
Allahım kalbinize ışık olsun. Elbet sizin de bir gün Türklere işiniz düşer...
Keser döner, sap döner; bir gün hesap da döner!
Bunu Türklere muhtaç olunca anlarsınız!
Evet monşer dostlarımız... Sizler diplomatsınız ve bizim ülkemizde misafirsiniz. Bu yüzden insanlığımıza artık insan muamelesi yapın!
Yaptıklarınız, icraatınız temsil ettiğiniz Fransa asil devletine yakışmıyor. Aklınızı başınıza alın!
YOKSA AKLINIZI ALIRLAR!
Türklerle fazla şaka olmaz, bizde deli de çok... Sizden torpil de iş de isteyen yok. Görevinizi yapın ve gölge etmeyin; bu Türklere yeter! Bilmem anlatabildim mi? Anlayanlar da lütfen anlamayanlara anlatsınlar.
Vesselam, 2026’da durumunuz budur. Bu skandaldan sizin vize bürosu sorumludur. Bakalım bekleyip göreceğiz; bu dosyanın sonu nereye varacak?
Sizden umudu kesip bu iki insan boşansa... Aile dağılsa, birleşmeden sizler de kına mı yakacaksınız?
Sözün bittiği yerdeyiz. Burası da zurnanın son deliği...
Bu yazımda Fransa’nın Ankara Konsolosluğu Vize Bürosuna yılbaşı hediyemdir:
KAPAK OLSUN!
La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim...
Gavur eziyetiniz ne zaman son bulacak?
Pes ve çüş! Hadi işinizi yapın gari...
Bunların vicdan azabı da yakanızda olsun.
Hadi rastgele...
Prof. Dr. Osman Vançin