Kanada Kraliyet Askeri Koleji’nden İran uzmanı Dr. Pierre Pehlavi, Voicepress’e yaptığı özel durum değerlendirmesinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonunu yorumladı. Pehlavi, operasyonun arkasındaki stratejik hesapları ve operasyonun motivasyonlarını, risklerini ve olası sonuçlarını analiz etti.
Tahran ve Nükleer Program
Pehlavi: “Washington ve Tel Aviv, Tahran’ın nükleer programını tamamen söndürme teklifini kabul etmeyeceğini gördü. Bu değerlendirme, saldırı kararını hızlandırmış olabilir. Eğer rejim değişikliği operasyonun örtük amacıysa, nükleer müzakereler ikincil bir öncelik hâline gelir. Stratejik soru, zenginleştirme seviyelerinden rejimin hayatta kalabilirliğine kayar.”
Pehlavi burada, operasyonun temel motivasyonunun askeri değil stratejik olduğuna dikkat çekiyor. Nükleer program hâlâ tartışmalı olsa da esas hedef, İran rejiminin kontrolünü sınırlamak veya baskı altına almak. Operasyon, kısa vadeli diplomatik yolların yetersizliği nedeniyle hızlandırılmış görünüyor.
Basra Körfezi ve Enerji Güvenliği
Pehlavi: “Pers Körfezi güvenliği, İran’ın vereceği yanıtla doğrudan bağlantılı. Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri engellemeye yönelik herhangi bir girişim, hemen küresel enerji piyasalarını etkileyecek ve dış güçleri müdahaleye zorlayacaktır.”
Bu fikirler, operasyonun bölgesel ve küresel etkilerini ortaya koyuyor. Basra Körfezi’ndeki herhangi bir aksama, enerji fiyatlarını ve ticaret yollarını doğrudan etkiler. Bu nedenle operasyon, sadece bölgesel değil, küresel ekonomi üzerinde de risk yaratıyor.
Kim Kazanıyor? Kısa Vadeli Strateji
Pehlavi: “Kısa vadede İsrail stratejik avantaj elde edebilir. Başbakan Netanyahu, İslam Cumhuriyeti’ni uzun vadeli bir tehdit olarak nötralize etme kararlılığını açıkça ortaya koymuştu. Ancak paradoksal olarak, gerilimin artması İran rejimi için de faydalı olabilir: Dış tehdit, iç kontrolü pekiştirir, muhalefeti baskılar ve halkın yaşadığı zorlukları direniş olarak yeniden çerçevelendirir.”
Burada Pehlavi, operasyonun her iki taraf için de farklı avantajlar ve dezavantajlar yaratabileceğini vurguluyor. İsrail kısa vadede prestij kazanabilirken, İran rejimi de krizi iç politikada konsolidasyon için kullanabilir. Yani çatışma, tarafların stratejik anlatısını güçlendirebilir.
Stratejik Hesap ve Kontrol Sorunu
Pehlavi: “Her iki hükümet de, bu çatışmanın kendi stratejik anlatılarını desteklediğini düşünebilir. Asıl soru, taraflardan herhangi birinin sürecin kontrolden çıkmasını engelleyip engelleyemeyeceğidir.”
Pehlavi burada, operasyonun öngörülemeyen risklerini öne çıkarıyor. Taraflar stratejik kazanım beklese de, çatışmanın kontrolden çıkması olasılığı yüksek. Bu, bölgesel istikrar açısından kritik bir uyarıdır.
Dr. Pehlavi’nin analizine göre, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonu siyasi, stratejik ve askeri boyutlarıyla karmaşık bir harekettir. Nükleer hedefler ikincil, asıl hedefler ise rejim ve bölgesel kontrol. Operasyon kısa vadede İsrail’e avantaj sağlayabilir, ancak İran rejimi de iç politikada krizi kendi lehine çevirebilir. Basra Körfezi ve küresel enerji güvenliği açısından riskler yüksek; tarafların kontrol yeteneği, çatışmanın geleceğini belirleyecek.
Haber: Cemile Çebotaryova
Yazar: Ülker Fermankızı