Yalova’da AK Parti Yalova Merkez İlçe Başkanı Hüseyin Özyılmaz’ın katıldığı basın kahvaltısı, yalnızca bir siyasi değerlendirme toplantısı olmaktan çıktı; yerel siyasette “yöntem tartışmasının” yeniden alevlendiği bir zemine dönüştü.
Özyılmaz konuşmasına başlarken özellikle “yapıcı muhalefet” vurgusu yaptı. Bu ifade, aslında günün ilerleyen saatlerinde ortaya çıkacak tartışmaların da çerçevesini belirlemiş oldu. Ancak sahadaki değerlendirmeler, bu söylemin pratikte nasıl karşılık bulduğu sorusunu da beraberinde getirdi.
“İşin Ehli Dediler, Keyfin Ehli Çıktı” Eleştirisi
Konuşmanın en sert başlıklarından biri, Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel yönetimine yönelik değerlendirmelerdi. Özyılmaz, seçim sürecinde verilen vaatlerle mevcut tablo arasında ciddi bir uyumsuzluk olduğunu savunarak, “işin ehli” iddiasıyla yola çıkan yönetimin beklentileri karşılamadığını ifade etti.
"31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bugune kadar olan süreci gözlem yaparak ve süreci izleyerek değerlendiriyoruz. Özel sektör mantığıyla hareket ederek bir bekleme süresi de tanıdık. Ancak süreç içerisinde yapılan değerlendirmelerde, belediye yönetiminin “işin ehli olma” iddiasıyla başladığı görevinde beklenen performansı gösteremediği kanaatine vardık. Eleştirilerimizi üç ana başlıkta topladık:
Birincisi, halk ekmek ve yerel esnafı ilgilendiren lojistik ve planlama süreçlerinde, kaynakların verimli kullanılmadığını düşünüyoruz. Yerel üretici ve fırıncıyı destekleyecek modeller yerine farklı ve maliyetli uygulamaların tercih edildiğini gözlemledik.
İkincisi, yaz döneminde yaşanan arıtma tesisi sorunları ve dereye kontrolsüz atık su deşarjı iddialarıdır. Bu durum çevresel açıdan ciddi bir sorun oluşturmaktadır.
Üçüncüsü ise sosyal destek kapsamında daha önce uygulanan ücretsiz yemek hizmetlerinin kaldırılması ve bunun yerine ücretli sisteme geçilmesidir. Bu durumun hizmet kalitesini ve sosyal belediyecilik anlayışını zayıflattığını düşünüyoruz.
Bunlara ek olarak, yol, su ve altyapı gibi temel belediye hizmetlerinde de ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Özellikle Yalova’nın en önemli projelerinden biri olan isale hattı gibi altyapı çalışmalarının daha etkin ve hızlı yürütülmesi gerekmektedir.
Biz muhalefet olarak eleştiriyi sadece eleştiri için değil, yapıcı bir anlayışla sürdürüyoruz." dedi.

Sembolik “Beyaz Peçete” ve Mesajın Tonu
Konuşmanın en çok dikkat çeken anlarından biri ise kullanılan semboldü. Özyılmaz’ın elindeki beyaz peçeteyi kaldırarak yaptığı gönderme, “temizlik”, “icraatsızlık” ve “boşluk” eleştirisinin sembolik bir ifadesi olarak yorumlandı.
"Şehir adına yapılacak her projede destek vermeye hazır olduğumuzu defalarca ifade ettik. Buna karşılık sahada aktif bir çalışma yürütüyoruz. Sanayi esnafı ziyaretleri, köy buluşmaları, cuma günleri muhtarlarla görüşmeler ve hane ziyaretleriyle vatandaşın sorunlarını yerinde dinliyoruz.
Ayrıca kentsel dönüşüm konusu Yalova için hayati bir öneme sahiptir. Özellikle deprem gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, Bayraktepe ve Bağlarbaşı gibi riskli bölgelerde dönüşüm çalışmalarının hızlanması gerekmektedir.
Bu konuda merkezi yönetimle görüşmeler yapılmış, destek talep edilmiştir. Yalova’nın geleceği için kentsel dönüşüm ertelenemez bir zorunluluktur.
Bizim yaklaşımımız nettir: Şehir için doğru olan her projeye destek veririz, yanlış gördüğümüz uygulamalara ise yapıcı eleştirimizi sürdürürüz." şeklinde konuştu.
Bu başlıklar üzerinden yapılan değerlendirmelerde, belediyeciliğin temel hizmet alanlarında aksama yaşandığı görüşü öne çıktı.
Unutmamak gerekir ki, siyasette zaman zaman bir cümle kadar bir hareket de etkili olabiliyor. Bu an da, konuşmanın en çok konuşulan bölümlerinden biri haline geldi.
“Yapıcı Muhalefet” Söylemi ve Yöntem Tartışması
Ancak toplantının asıl tartışma yaratan bölümü, eleştirilerin içeriğinden çok yöntemine yönelik sorulardı.
Özyılmaz’a farklı dostluk platformlarında, dernek etkinliklerinde ve sivil toplum organizasyonlarında (örneğin Siirtliler Derneği gibi etkinliklerde) muhalefetin farklı siyasi aktörleri ile aynı masa etrafında bulunduklarını hatırlatılarak şu soru yöneltildi:
“Aynı masada oturup selamlaşıp sohbet edebiliyorken, belediyeye yönelik bu eleştirilerin doğrudan yüz yüze değil de basın üzerinden yapılması gerçekten ‘yapıcı muhalefet’ kapsamında değerlendirilebilir mi?”
Bu soru, Yalova siyasetinde uzun süredir hissedilen ama açıkça dile getirilmeyen bir gerilimi görünür hale getirdi:
Sahada “dostluk dili”, basında ise “sert siyaset dili”.
Yani, altını çizmek istediğim bir mesele var, bugün yerel siyasette iki farklı yaklaşım giderek belirginleşiyor... Bir yanda sorunların doğrudan muhatabına anlatıldığı “yüz yüze siyaset”, diğer yanda ise kamuoyu oluşturmayı hedefleyen “basın üzerinden siyaset”.
Eleştiriler, bu iki yöntem arasındaki farkın Yalova’da giderek daha keskin hale geldiğini ortaya koyuyor. - Bu 2 çarpı 2 kadar açıktır.
Özellikle küçük ölçekli şehirlerde siyasetçilerin hem sosyal ortamlarda bir araya gelmeleri hem de medya üzerinden zaman zaman sert açıklamalarda bulunmaları, seçmen nezdinde “tutarlılık” tartışmalarını beraberinde getiriyor. Aynı kişilerin farklı platformlarda farklı tonlar kullanması, siyasetin doğasında var olan bir gerilim alanı olarak öne çıkıyor.
Öte yandan, adı geçen bazı platformlarda farklı siyasi görüşlerden isimlerin —iktidar ya da muhalefet fark etmeksizin— aynı masa etrafında yer aldığı ve bu anlara ait fotoğrafların sosyal medyada paylaşıldığı da biliniyor. Bu görüntülerin daha sonra çeşitli gerekçelerle kaldırılması ise kamuoyunda ayrıca dikkat çeken bir detay olarak değerlendiriliyor.
Kentsel Dönüşüm ve Altyapı Vurgusu
Konuşmada öne çıkan bir diğer kritik başlık ise kentsel dönüşüm oldu. Özellikle Bayraktepe ve Bağlarbaşı gibi deprem riski taşıyan bölgeler üzerinden yapılan hatırlatmalar, Yalova’nın geçmiş deprem tecrübesiyle birlikte değerlendirildi.
İsale hattı, altyapı ve temel belediye hizmetleri de eleştirilerin önemli bir bölümünü oluşturdu. Bu başlıklar, siyasi tartışmadan ziyade şehir yönetimi sorunu olarak öne çıktı.
Sonuç olarak, Yalova’daki bu toplantı bir kez daha gösterdi ki mesele yalnızca ne söylendiği değil, nasıl söylendiği ve nerede söylendiğidir!
“Yapıcı muhalefet” söylemi, konuşmanın başında güçlü bir çerçeve sunsa da, günün sonunda tartışma daha temel bir soruya kilitlendi:
Siyaset, aynı masada gülümseyip farklı kürsülerde sertleşmek midir, yoksa eleştiriyi doğrudan muhatabına iletmek mi?
Yalova’da bu sorunun cevabı henüz net değil. Ancak net olan bir şey var: Siyasetin tonu giderek sertleşiyor, yöntem tartışması ise en az içerik kadar belirleyici hale gelebiliyor...
"Kötü" ama "Kapıyı kapatmadık..."
“Bugün eleştirdiğiniz bazı belediye başkanlarını bir süre sonra kendi saflarınızda görebiliyorsunuz. Omuz omuza yürüdüğünüze de tanıklık ediyorsunuz. O yüzden bazı meseleleri değerlendirirken biraz daha düşünmek gerekir” diye, bir basın mensubundan soru gibi tavsiye geldi.
Ancak Özyılmaz bu noktada net bir siyasi mesaj vermekten özellikle kaçınarak, söylediklerinin yalnızca “durum tespiti” olduğunu vurguladı.
Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise şu ifadeler oldu:
“Ben AK Parti Merkez İlçe Başkanıyım. Belediye Başkanı da eğer çalışacaksa, mesele siyasi kimlikten çıkıp hizmet noktasına gelecekse biz zaten yardımcı oluruz.”
Bu sözler, doğrudan bir siyasi ittifak ya da teklif açıklaması olarak değil; “şehir menfaati” üzerinden kurulan kontrollü bir siyasi kapı aralığı olarak yorumlandı.
Özyılmaz ayrıca, “Bunun dışında farklı anlamlar çıkarılmamalı. Biz sadece bir durum tespiti yapıyoruz” diyerek olası spekülasyonlara da mesafe koymaya çalıştı.
Yazar: Ülker Fermankızı