Gözümde oluşan rahatsızlık ve tedavi süreciyle ilgili olarak yazdığım yazıya dostlarımdan “geçmiş olsun” dilekleri yağınca o ruh şenliği içinde büyük ölçüde iyileşme oldu. Hastalığa doğru teşhis konulup uygun tedavi başlayınca iyileşme; ilaç, sabır ve zamanla mümkün oluyor. Her sabah doğan güneş daha hoş ve sevindirici bir günü oluşturuyor. Üstüne dostların güzel dilekleri olunca gözü de gönlü de iyileştiriyor. Dostlarıma sağlık dilekleri için çok teşekkür ederim.
Sağlık da hastalık da insan içindir. Hatta Anadolu’da “Hastalık sağlığın zekatıdır” derler. Yani insan yaşıyorsa her iki durum da varolacak demektir. Bir Özbek Atasözü var. “Bir kişi kırk yaşını geçtiğinde ve sabah uyandığında eğer bir yerinde acı duymuyorsa o kişi ölmüş demektir.” Garanti süresini doldurmuşsanız bir yerlerden arıza çıkacaktır. Ama yine de bu sevindirici bir şeydir. Yaşadığınıza işarettir. Allah dert vermişse dermanını da vermiştir. Yaşıyorsak hastalıkla karşılaşmamız doğaldır. Bernard Russel “Sağlık, hiç kimsenin kesin olarak güvenemeyeceği tek nimettir.” Der. Sağlığa azami dikkat etmek gerekir. Ancak her şeye rağmen hasta olmuşsanız iyileşmek için gerekli adımları atmak ikinci adımınız olacaktır.
Hasta olmanın faydaları da var. Maddi faydası, sağlığın kıymetini anlıyorsunuz. Hz. Ali, “İki şeyin değerini elden çıkmadan takdir etmek zordur, sağlık ve gençlik” diyerek vurgu yapar. Hasta olduğunuzda sizin için önemli görünen birçok şey anında önemini kaybediyor. Bir Alman Atasözünde, “Sağlıklı bir köylü olmak, hasta bir imparator olmaktan iyidir.” şeklinde bu gerçek en güzel ifadesini bulmuştur. Onun için “Can sağlığı, dünya varlığı”, “En büyük zenginlik sağlıktır” gibi sözleri ancak hasta olduktan sonra idrak ederiz. Bir Arap atasözünde de “Sağlık iyi bir insanın başında taçtır, ancak onu hasta olandan başkası göremez.” Şeklinde hastalıkla birlikte sağlığı daha çok idrak edeceğimiz vurgulanmıştır.
Hastalığın manevi faydası, insan acziyetini hissediyor. İnsan hep sağlıklı hep varlıklı olsa, hayatın faniliğini unutuyor. Fani olan insan faniliği unutursa insanlığını da unutmaya başlıyor. Bir hastalık, bir ölüm duygusu insanın dünyadaki misafirliğini hatırlatıyor. Hastalık insana insanlığını hatırlatıyor. Büyük İskender’i “Sen Zeus’un oğlusun” diye inandırmışlardı. Bir savaşta yaralanıp kolundan kan akmaya başlayınca dalkavuklarına bağırmış. “Hani ben Zeus’un oğluydum. Öyleyse bu kan niye akıyor?” Yaralanınca insan olduğunu Tanrının oğlu olmadığını anlıyor. Hasta olmak; dinlenmemiz, hayatı yavaşlatıp, hayatı sorgulamamız için bize fırsatlar sunuyor.
Diğer yandan hasta olmak aynı zamanda sağlığımızı korumanın da bize düşen bir görev olduğunu hatırlatıyor. Ailemize, toplumumuza ait görevlerimiz var. Sağlığımızı kaybettiğimizde onları da aksatıyoruz. Japonlar, “Sağlığını korumak en güzel tedavidir.” Diyorlar. Yani hasta olmadan sağlığına dikkat et diyorlar.
Hasta olmanın güzel yanlarından biri de dostların yürek sıcaklığını hissetmektir. İnsan bir taraftan bedensel bir zaaf nedeniyle acı çekerken, diğer taraftan dostların güzel sözleri ve dilekleri insana başka bir mutluluğu yaşatıyor. Kazaklar “ İyi söz can azığı, iyi aş ten azığıdır” derler. İyi sözlerle bir can şenliği yaşıyorsunuz. O güzel sözler, en şifalı ilaçlardır.
Dostlarıma çok teşekkür ederim. Sağolun sağlıcakla kalın.
Durdu Güneş