Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Yalova Şubesi’nin olağan kongresi, dün Engelsiz Kafa Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongre, aday ve genel merkez delege listelerinin okunmasıyla birlikte tansiyonun yükselmesine sahne oldu. Tartışma, bazı bireysel delege başvurularının usulüne uygun yapılmaması ve salondaki yöneticilerin basına yönelik tepkisi etrafında yoğunlaştı. Yaşanan bu gerginlik, ADD Yalova teşkilatında birlik ve demokratik işleyiş konusunda soru işaretleri bıraktı.
Demeli, CHP Yalova İl Başkanı Erdem Doğancı insan olarak saygı duyduğum bir kişilik sahibi. İlk defa başkan seçildiğinde çok mütevazıydı ve halka yakınlığı ile dikkat çekmişti. Sonraları ne oldu, anlamadım…
Koltuğun etkisidir muhakkak…
Çünkü ilk il başkanlığı döneminden herkes Doğancıyı, Yalova’da bir bankın üzerinde nefesi tükenene kadar “Adalet! Adalet!” diye bağırmasıyla hatırlıyordu. O hâl belki de gözümüzün önünden gitmiyor…
Ama bugünlerde yaşananlar…
Ara ara yazıyı yazarken bile kendi kendime soruyorum: Bu bahis ettiğim kişi gerçekten aynı kişi mi?
Bu konuya döneceğiz, ama şimdilik size bir küçük siyasi masal anlatmak istiyorum...
Demeli, biri varmış, biri yokmuş…
Yalova’da Atatürkçü Düşünce Derneği diye bir dernek varmış. Bu derneğin ne iş yaptığını doğrusu bilmiyorum. Başkanı kim inanın samimiyetime onu da bilmiyorum.
Ama bir şeyi kesin biliyorum: Adına bakmayın, Atatürk gibi düşünmedikleri kesin!
Evvela, Atatürk gibi düşünselerdi, bugün Yalova’da Atatürk abideleri bu günde olmazdı...
En azından mendille biz gazeteciler Atatürk heykelini temizleyecek güne geldik ise, bu dernek neyi düşünüyor daha orası mechul açıkcası...
Diğer taraftan, Atatürk gibi düşünselerdi, adını taşıyan bir derneğin seçiminde hak ve hukuka aykırı işlemlere göz yumar mıydılar?
Tabii ki hayır!
Vallah cevabını bulamadığım soru şu aslında: Ya, böyle başkanlık kime lazım?
Onun, bunun yerine kendine oy vereceksen madem, tüzüğünü değiştir, ömürlük başkan ol. Vallah en azından yaptığın başkanlığın saygınlığını korumuş olursun.
Adaletin imitasyonu olmuyor, arkadaşlar!
Adalet ya vardır ya yoktur. Adaleti imitasyon yapmak, cahillikten başka bir şey değildir. Hele ben bunun hukuki boyutuna hiç girmiyorum bile…
Peki, uzaktan kumanda ile oy vermeye cesaret eden il başkanına ne demeli?
Seçimlerde, hatırlarsanız her halde... yatalak, hasta olan Fatma teyze, engelli Fahriye teyze…sandalyesi ile beraber polislerin yardımıyla gelip oy verenleri de gördük, değil mi? Onlar vekaleten oy vermeyi, uzaktan kumanda ile oy vermeyi akıl edemiyor muydu? Tabii ki akıl ediyordu.
Ama adalet diyordu. Hem de bankta bağırarak değil, o zorlukla gelip oy kullanmasıyla kanuna ve adalete saygı duyduğunu göstererek yapıyordu bunu.
Birisi Atatürk’ün partisinde olduğunu söyler ve uzaktan kumanda ile seçime katılmayı dener, diğeri ise Atatürk gibi düşündüğünü iddia ederek, başkan olmak için bu utanç verici olaya hem göz yumar hem alet olur...
“Hak, Hukuk, Adalet” sloganını en çok da sizler söylüyordunuz oysa… Ama bugün bu eylemle, o sloganı da susturdunuz aslında.
Acaba bunları yaptıktan sonra nasıl söyleyeceksiniz?
Atatürk’ün mirasına böyle mi sahip çıkıyoruz?
Bu utancverici olaya tanık olan gazeteciyi de mekandan kovulmaktan beter edenler, acaba vicdanları ile yüzleşmekten mi utandı, yoksa yarın o bir gün mübarek Ramazan ayında böyle yalan dolanla verilen iftarlarda yüz yüze gelmek mi acı geldi?
Burasını bilemem...
Ama bir şey kesin! Bu utanc verici olayı yazan ve sizleri vicdanınızla yüzleştiren biz gazetecilere de düşman kesilirsiniz hemen!
Adeta ilde "Röportaj vermeme yaptırımları" uygularsanız bizlere. Bir de bunu iktidarı "basın özgürlüğünü engellemesi" ile de kınaya kınaya yaparsınız...
Adına da ya “Adalet” dersiniz, ya da “Atatürk’ün yolu”…
Açıklama ve ya sebebini sorunca ise: “Zor soru soruyorsun” olur.
Bakın ey kravatlı başkanlar, siyasetçi abiler ve kardeşler, zor soru yok! Biz sınav yapmıyoruz!
Kaliteli ve kalitesiz soru vardır!
Kaliteli siyasetçi, kaliteli sorudan korkmamalıdır. Çünkü kaliteli soru, kaliteli siyasetçiye verilir.
Benim mantığım almıyor: Kendini siyasetçi olarak gören biri, basından KALİTESİZ soru bekler?
Bu yaptığınız işe saygısızlık olmuyor mu?
Bu mantığı biri bana anlatsın lütfen…
Ha, unutmadan altını çizeyim, CHP Genel Başkanı Özgür Özel Yalova mitingdeyken, kendi ekibini kast ederek demişti ki: “Biri bana ‘Şurada adaletsizlik var’ desin, ben gerekeni yaparım.”
İşte diyoruz: gerekeni yapmak artık size kalmış…
Yazar: Ülker Fermankızı