Bütçesi tartışmalı, yetkileri kamuoyunda yeterince bilinmeyen bir koltuk için adaylar çoğalıyor; kurum ziyaretleri hız kesmiyor, oy vaatleri havada uçuşuyor. Peki, bütün bu seçim maratonunun Yalova’ya somut katkısı ne olacak?
Yalova Kent Konseyi’nde seçim maratonu devam ediyor. Adaylar her geçen gün birer birer çoğalıyor. Ne var ki asıl mesele Yalova Kent Konseyi’nde Koltuk Yarışı: Kurdele Kesme Başkanlığına Bu Kadar Talip Nereden Çıktı?
Adayların sayısı değil önemli olan; bütçesi, mali imkânları ve kent yönetimindeki somut etkisi tartışılabilecek bir yapı için bu kadar yoğun bir yarışın neden yaşandığı...
Üstelik seçim takvimi de ne hikmetse Yalova Ticaret ve Sanayi Odası (YTSO) seçimlerinin sonrasına denk gelecek şekilde şekillendirildi... Ve tarih 4 Kasım olarak belirlendi. Takvim üzerinde bu kadar hassasiyet gösterilirken, insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Kent Konseyi seçimleri için harcanan bu enerjinin ne kadarı Yalova’nın gerçek sorunlarına çözüm üretmeye ayrılıyor?
Gelelim asıl meseleye…
Bu koltukta oturan ne yapacak?
Vallahi, geçmiş dönemden hatırladıklarımı düşündüğümde bu soruya uzun bir görev listesiyle cevap veremiyorum, maalesef...
Hafızamda kalan görüntü, daha çok açılışlarda kurdele kesen, törenlerde görünen bir başkanlık makamı.
Elbette Kent Konseyi’nin mevzuat çerçevesinde üstlenebileceği görevler var; mesele, bu görevlerin kent yaşamına ne ölçüde yansıdığı ve kamuoyunun bundan ne kadar haberdar olduğu...
Şimdi bu yıl kurdele kesme başkanlığına kimler talip diye, birde sizlerle beraber bakalım...
Doğrusu, beklediğimden çok daha fazla aday var...
Bütçesi ve mali imkânları sınırlı bir koltuk için bu kadar yoğun ilgi görünce insan şaşırmadan edemiyor. Üstelik adayların hiçbirini basına demeç vermek için kolay kolay bulamıyoruz. Çünkü hepsi bir kurumdan diğerine, bir sivil toplum kuruluşundan ötekine koşuyor.
Herkes kibarca oy istiyor; ziyaret edilen kurumlarda ise adaylar çoğu zaman iyi dileklerle uğurlanıyor. Fakat bu ziyaretlerin kaçının somut bir desteğe dönüştüğünü, kaçının yalnızca nezaket çerçevesinde kaldığını bilmiyoruz.
Asıl seçim kulislerinde olsa da, anlatılanlar da ayrı bir konu...
Bir adayın “60 sivil toplum kuruluşunu ziyaret ettim, 100’e tamamlamam lazım” dediği konuşuluyor. Bir başkasının ise henüz hiçbir STK ziyaretinde bulunmadığı yönünde dedikodular dolaşıyor.
Bunlar elbette kulislerde aktarılan sözler; Ancak bu anlatılar bile yarışın hangi ölçüler üzerinden yürütüldüğüne dair soru işaretleri doğuruyor...
İşin en düşündürücü tarafı şu: Adaylar birbirlerine kaç kurum gezdiklerini, kaç kişiyle görüştüklerini anlatırken, kamuoyu onların Yalova için hangi projeleri hazırladığını, hangi sorunlara çözüm önerdiğini ve seçilmeleri hâlinde hangi somut sonuçları ortaya koyacağını duymayı bekliyor...
Çünkü Kent Konseyi başkanlığı, yalnızca ziyaret listesi kabartmakla ya da seçim gününe kadar mümkün olduğunca çok el sıkmakla anlam kazanmaz.
Eğri oturalım, doğruyu konuşalım!
Zaten kurdele kesme başkanlığı yapıyorsunuz; ortada kente dokunan somut bir iş göremiyorsak, bari ziyaretlerinizle gerçekten iş yapan insanları da işlerinden alıkoymayın!
Kent Konseyi bana neyi hatırlatıyor, biliyor musunuz?
Çocukluğumda annem hamur yoğururken kardeşim yanına gelir, babama yemek yapacağını söyleyerek annemden bir parça hamur isterdi. Annem de kıramaz, ona biraz hamur verirdi. Kardeşim günün sonunda o hamurla oyuncak yemek kaplarının içinde bir şeyler hazırlar, büyük bir ciddiyetle babama sunardı. Babam da teşekkür eder, hazırlananları masanın bir kenarına bırakırdı.
Kardeşim ise babamın o hamurdan yaptığı yemeği gerçekten yediğini sanır, kendi dünyasında bir iş başarmış olmanın mutluluğunu yaşardı.
İşte Yalova Kent Konseyi koltuğu bana tam da bu çocukluk hatırasını çağrıştırıyor. Sanki birilerine hamurdan yemek yapmaları için bir alan açılmış; onlar da ortaya koydukları şeyi gerçek bir hizmet sanıyor. Karşı taraf ise belki de nezaketen, kimsenin hevesi kırılmasın diye teşekkür edip kenara bırakıyor.
Asıl mesele şu: Hamurdan yemek yapmakla gerçekten karın doyurmak aynı şey değildir.
Bir koltukta oturmak, ziyaretler yapmak, törenlere katılmak ve kurdele kesmek de tek başına kente hizmet etmek anlamına gelmez. Önemli olan, bütün bunların ötesinde Yalova’ya ne kazandırdığını gösterebilmektir.
Şimdi soruyorum: 4 Kasım’da bu koltuğa talip olanlar, Yalova’ya gerçekten ne sunacak?
Bu soruya somut bir cevap verebilen olursa, kazanan adaya kurdele kesmesi için bir MAKAS benden hediye!
Vallah merak ediyorum: kendi hazırladıkları hamurdan yemeği mi anlatacaklar, yoksa kentin sofrasına konulabilecek gerçek bir hizmet mi ortaya koyacaklar?
İşin şakası bir tarafa, Yalova’nın artık nezaketen teşekkür edilip masanın kenarına bırakılan işlere değil, sonucu görülen, karşılığı hissedilen ve kentin hayatına dokunan hizmetlere ihtiyacı var.
Asıl değer, kentin farklı kesimlerini bir araya getirebilmekte, vatandaşın sesini karar mekanizmalarına taşıyabilmekte ve ortaya uygulanabilir öneriler koyabilmektedir.
Tabii Yalova’daki bu yarışı YTSO seçimleriyle kıyaslamak da mümkün değil.
Ticaret odasında aday listeleri, iş dünyasının farklı kesimleri ve ekonomik güç dengeleri üzerinden daha renkli bir rekabet yaşanabiliyor. Nasıl olsa kentin Zengin insanları! Kent Konseyi’nde ise gelen kurdele kesmek kadar "naif" işlerde yer aldığı için pek de zenginlikle ilgili olmadığı için, pek renkli geçmiyor bu seçim maratonu buralarda...
Madem 4 Kasım’da seçim var, ben de merak ediyorum…
Nurten Anıl Kalyoncu, Vedat Babaoğlu, Coşkun Tunçer, Birol Aslan ve başkanlık yarışında sandıktan ismi çıkacağı konuşulan Cevdet Bekler …
Yalova’ya ne sunacaksınız?
Kaç STK ziyaret ettiğinizi, kaç kişiden destek aldığınızı bir kenara bırakalım.
Seçildiğinizde hangi sorunlara çözüm üreteceksiniz?
Kent Konseyi’nin sınırlı imkânlarını nasıl değerlendirecek, hangi projeleri hayata geçirmek için nasıl bir yol izleyeceksiniz?
Gerçi açık konuşmak gerekirse, bütçesi olmayan bu makam için yalnızca proje üretecek değil, gerektiğinde kendi cebinden bütçe oluşturabilecek bir başkan aranıyor gibi görünüyor!
O hâlde asıl soru şu: Kent Konseyi başkanı mı seçeceğiz, yoksa Kent Konseyi’nin bütçesini cebinden karşılayacak bir hayırsever mi?
Madem öyle, adaylar da çıksın açık açık anlatsın: Koltuğa hangi projelerle talipler, bu projeleri hangi kaynaklarla hayata geçirecekler? Çünkü Yalova’nın ihtiyacı, yalnızca kurdele kesen bir başkan değil; imkânları zorlayan, çözüm üreten ve kent adına sonuç ortaya koyan bir yönetim anlayışıdır...
Bir de son günlerde dikkatimi çeken başka bir mesele var: Araçların üzerine “Yalova Kent Konseyi Üyesi” yazılı kartlar bırakılıyor. Sanki bir hizmet aracından, resmî bir görev aracından söz ediyoruz!
Peki, bu kartların amacı ne?
Kent Konseyi üyeliği, araçlara ayrıcalık sağlayan bir kimlik mi, yoksa kente karşı sorumluluk yükleyen gönüllü bir görev mi?
Rusların bir sözü vardır: “Geniş adımlarla gelişiyoruz!” İnsan ister istemez soruyor:
Biz Yalova’da kent adına hizmeti mi büyütüyoruz, yoksa unvanların sağladığı ayrıcalık algısını mı?
Madem 4 Kasım’da başkan seçilecek, adaylara bir sorumuz daha var: Kent Konseyi üyeliğinin amacı nedir? Üyelik kartları hangi amaçla kullanılıyor ve bu kartların araçlarda sergilenmesi nasıl bir ihtiyaca dayanıyor?
Sizce Kent Konseyi, üyelerine ayrıcalık hissi veren bir yapıya mı dönüşmeli, yoksa Yalova halkına karşı sorumluluk taşıyan bir platform olarak mı kalmalı?
Çünkü kent adına görev almak başka, o görevin unvanını kişisel ayrıcalık izlenimi yaratacak şekilde kullanmak bambaşka bir şeydir...
Adaylara özellikle şu konudaki görüşlerini sormak istiyorum: Son günlerde araçların üzerine “Yalova Kent Konseyi Üyesi” yazılı kartlar bırakılması ne anlama geliyor?
Yazar: Ülker Fermankızı