DOLAR
44,94 ₺
EURO
52,88 ₺
STERLİN
60,82 ₺
ALTIN
2.580,00 ₺
BITCOIN
93.500 ₺
FAİZ
50,00%
Gündem Politika Ekonomi Analiz Dünya Röportaj Spor Türk Dunyası Yalova Haber
Menü
Dil
Türkçe İngilizce

Yalova’da Turizm Haftası: Sahne Var, İçerik Yok

Konuşulan Çok, Söylenmeyen Daha Fazla

|
Yalova’da Turizm Haftası: Sahne Var, İçerik Yok


Yalova’da yönetim turizm haftasını kutladı. Halk değil, özellikle yönetim kutladı. Meydanda yine İstiklal Marşı, yine “konuştum” demek için konuşmalar vardı…

Ama sahnede eksik olan çok şey göze çarpıyordu. Ne emniyet müdürü, ne valinin kendisi, ne AKP ne CHP ne MHP partilerinin il başkanları ne vekiller de yoktu. 

Buna rağmen “turizm haftasını kutladık” denildi.

İçimiz buruk dendi… onu da anladık… Peki bizim vefa borcumuza ne oldu?

Yıllardır turizm il müdürü olarak çalışan Ziya Karatekin’in emekleri emekli olunca rafa mı kaldırıldı?

 Neden biz insanlara makamdayken kıymet veriyoruz da makamdan giderken bu kadar vefasızlık gösteriyoruz?

Ne turizm il müdürü vekili, ne müze müdürleri, ne belediyeler, ne de valilik verilmiş bir hizmeti turizm haftasında bir kağıt parçası kadar plaketle onurlandıramaz mıydı? Bu da mı tasarruf tedbirine giriyor?

Hiç bir faaliyetini göremediğimiz sadece kurdele keserken ortaya çıkan Kent Konseyinin  üyelerinin Bulgaristan gezisi için gereksiz il yönetiminin para desteğinden çok tutmazdı herhalde bir vefa pilaketi...

Değil mi?

Vefa derken, Dr. Hülya Kaya’nın da Turizm Haftası’nda özellikle turizm adına yapılan çalışmalarla anılması gerek mezmiydi?

Meğer Hülya hanımın kentimizin  turizmi için yaptıklarını hatırlamak olmaz mıydı? 

İlginç olan o ki,  ismini dahi cekmeyenler veya cekemeyenler kendilerini görürken yalancı gülümsemleri ile vefasızlıklarını ört- bastır  etmeğe çalışırken acaba nasil gozuktuklerini hiç düşünüyorlar mi?

O anlarda kurulan cümleler kadar, kurulamayanlar da dikkat çekiciydi. Vefanın yerini alan sessizlik, teşekkürün yerini alan görmezden gelme hali…

Hepsi aynı sahnenin içinde, aynı ışığın altında görünmez bir ağırlık gibi duruyordu.

Ve belki de en çarpıcı soru şuydu: Görünür olmaya çalışırken, gerçekten nasıl göründüklerini hiç fark ediyorlar mı?

Resim Sergisi Yapıldı: Ama o ressam ve sanatçı arkadaşlarımızın sınırların önesinde Yalova'nın ve bir Türkün adını tanıttığı için bir 'Teşekkürname' bile verilmedi ki...

Ne emeğe saygının, ne de vefanın izinin de tozunun da olmadığı bir Turizm Haftası gerçekleştirdik!

 Olan bu!

Bence  bütün bunları düşünürken, şapkamızı karşımıza almalıyız. Vefası eksik olanın yetiştirdiği nesilden vefa nasıl beklenir ki? 

Biz bir de bunu düşünelim... 

Gelelim bir diğer meseleye...

Yalova’da bir yıl boyunca onca festival yapıldı; sözde turizm içindi.

Ama asıl soru şu noktada düğümleniyor: Bu etkinliklerin kente kazandırdığı ivme neden ne belediye başkanı  tarafından ne de turizm il müdürü vekili tarafından açıkça dile getirilmedi?

O festivaller sadece birer etkinlik miydi, yoksa gerçekten şehrin nefesini değiştiren bir hareket miydi?

Eğer ikinciyse, bu katkının adı neden bu kadar sessiz kaldı?

Bir şehir, ürettiği değeri anlatamadığında, veya üretemediği halde anlatmaya çalıştığında  hafıza eksik kalıyor...

Bunu da yazın bir yere...

Turizm Haftası’nda asıl dikkat çeken noktalardan biri de: Ticaret Odası ve belediyelere yapılan ziyaretlerde yer alan yabancı büyükelçiler ve yatırımcılar neredeyse hiç konuşulmadı.

Oysa turizm sadece yerel etkinliklerden ibaret değil; aynı zamanda uluslararası temaslar, yatırım ilişkileri ve şehrin dış dünyaya açılan yüzü demek. Tam da bu nedenle, bu ziyaretlerin yarattığı potansiyel ve ekonomik karşılık neden gündemin merkezine taşınmadı sorusu öne çıkıyor.

Bir yanda protokol konuşmaları, diğer yanda sessiz bırakılan diplomatik temaslar…

Bu dengesizlik, Turizm Haftası’nın gerçekten neyi merkeze aldığı sorusunu daha görünür hale getiriyor.

Eğer bu hafta “turizmi geliştirmek” içinse, o zaman asıl konuşulması gereken şey sadece sahnedeki sözler değil; şehre giren sermaye, kurulan bağlantılar ve açılan kapılar olmalı değil miydi? 

Peki üniversite neredeydi? Eğitim İl Müdürü neredeydi?

Eğitimde bu kadar sorun yaşanırken, bunun turizmi doğrudan etkilediğini kimse fark etmiyor mu? Yoksa susulunca mesele kendiliğinden çözülüyor mu sanılıyor?

Oysa turizm sadece oteller, sahiller, festivaller değildir.

Turizm; bir şehrin dili, kültürü, insan kalitesi ve eğitim altyapısıyla birlikte var olur. Eğitimin zayıf olduğu yerde, anlatım eksik kalır; anlatımın eksik olduğu yerde ise şehir kendini dünyaya doğru ifade edemez.

Neden hiçbir yetkili çıkıp eğitimin turizmin temel unsurlarından biri olduğunu söylemedi?

Bugün Yalova’da kaç yabancı öğrenci eğitim alıyor?

 Bu öğrenciler bu şehrin sokaklarında yürürken, kafelerinde otururken, hayatın içine karışırken…

Bu turizme katkı değil mi?

Belki de asıl eksik olan şuydu: Turizmi sadece “gelen” üzerinden değil, “yaşayan” üzerinden okumak…

Burada bir şeyi anlamamız gerekiyor:  Bazen bir şehir, turist ağırlamadan önce misafir olmanın inceliğini kavramak zorunda!

Peki kentin Sağlık İl Müdürü Turizm haftasında neredeydi? 

  Termal ve Armutlu belediye başkanları neredeydi?

 Yoksa biz hâlâ Yalova’nın sağlık turizmiyle öne çıkan bir şehir olduğunu unuttuk mu?

 Termal ve  Armutlu kaplıcaları bu kentin turizmde atan kalbi değil mi?

  Sağlık turizmi dediğimiz şey, sadece şifa arayanların yolu değil;

  Bu aynı zamanda ekonominin,  istihdamın  ve uluslararası görünürlüğün kapısı değil mi?

 Bir yıl boyunca bu alanda neler yapıldı?

 Kente ne kazandırıldı?

 Kaç kişi geldi, ne bıraktı, ne götürdü?

 Bunları bilmek bu kentin insanlarının hakkı değil mi?

 Çünkü bir şehir, en güçlü olduğu alanları bile anlatamıyorsa, aslında kendi değerini sessizce     kaybediyor demektir...

Bugün Yalova’da kültürel hafızayı taşıyan, kenti sahnede temsil eden yapılar var…  ama nedense Turizm Haftası’nda yok sayılıyorlar.

YAFEM (Yalova Folklor Eğitim Merkezi) Yalova’nın en güçlü ve en bilinen folklor kurumlarından biri. Her yıl düzenlenen Türk Boyları Kültür Şöleni ile sadece Yalova’yı değil, uluslararası düzeyde Türk dünyasını temsil ediyor. Bu anlamda turizme doğrudan katkı sağlayan en önemli STK’lardan.

Yalova Kafkas Kültür Derneği Kafkas halk danslarıyla Yalova’nın kültürel çeşitliliğini sahneye taşıyan önemli bir dernek. Disiplinli ekipleri ve sahne performanslarıyla dikkat çekiyor. 

TUFAG (Türk Halk Oyunları Dernekleri / yerel halk oyunları toplulukları) Yalova’da benzeri olmayan, Türk halk oyunlarını yaşatan yerel topluluk

Bunlar sadece folklor oynayan gruplar değil; bunlar turizmin yaşayan, nefes alan yüzü.

Gelen misafir sadece otelde kalmaz; izlediği dansla, duyduğu müzikle, gördüğü kültürle şehri hisseder.

Peki o zaman neden bu katkılar Turizm Haftası’nda konuşulmuyor?

Neden sahnede turizmi anlatanlar, turizmi gerçekten yaşatanları anmıyor?

Yalova’ya onlarca ülkeyi getiren, farklı kültürleri buluşturan bu derneklerin emeği neden birkaç cümleyi bile hak etmiyor?

Belki de sorun tam burada başlıyor...

Bugün bazıları için turizim sadece betonla, bina ile, protokol konuşmalarıyla ölçen bir anlayış ola bilir, o yüzden de, ruhu, kültürü ve emeği görmezden geliyor!

Oysa bir şehri şehir yapan şey, sadece görünen değil; hissedilendir. Ve o hissi Yalova’da en çok bu dernekler yaşatıyor...

Peki bunca önemli konuları biz atlarken, asıl soru şu, Turizm haftası kentimizde nasıl kutlandı? 

Yani, Yalova’da Turizm Haftası bu yıl ne tam bir kutlama oldu ne de sadece bir tören… Anlayacağınız, daha çok, “kutlanamayan bir potansiyelin” sessiz muhasebesi gibiydi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki acıların ardından zaten gönüller yarı kapalıydı; sahneye çıkan her konuşma da bu kırıklığın içinden geçerek yankılandı.

Protokol yerini aldı: Vali Yardımcısı Osman Sarı, Belediye Başkanı Mehmet Gürel, üniversite ve diğer kurumların temsilcileri de katılım sağlamıştı. 

Her şey usulüne uygundu ama hava sanki bir “usuluna uygun” değildi.

Çünkü rakamlar konuşuldukça şehir biraz daha kendini dinlemeye başladı sanki: 369 bin turist konusu ise özellikle Yalova için büyük rakam diye biliriz...

Bu da bir başarı gibi söylenince, istemeden bile olsa   cümlelerin arasında “yetmiyor” kelimesi gizlice dolaşıyordu.

İşte tam burada Kültür ve Turizm İl Müdür Vekili Semra Baykır’ın sözleri sahneye sadece bir konuşması alışılmısın dışında, ispesifik bir "tad" bıraktı...

Yani alışılan resmi devlet kurum müdürlerinin konuşmalarından yerle gök kadar farklı sepkide konuşma yapıldı. Konuşmasının neredeyse her cümlesinde Belediye Başkanının "Bostanına bir taş" geldi diye de biliriz....

Baykır, Yalova’nın turizm hafızasını yoklayan, geçmişte kaybolan değerlere dokunan ve bugünü hafifçe “uyandırmaya çalışan” bir tonda konuşma yaptı sanki. Sözleri ne  övgü gibi başladı, ne de rapor gibi bitti…

 Daha çok “neden böyle oldu?” sorusunu havaya bıraktı... Ve herkesi şapkasını karşısına alıp düşünmeye davet etti resmen...

Kurum müdürleri ve belediye başkanları, çekim yapan gazetecilerden hiç de az şaşırmamıştı.  Her kes biir az  sessizdi. O sessizlik ise, bazen bir alkıştan daha çok şey söyler.

Ve beklenen o an geldi.

Denilene göre, konuşma listesinde Belediye Başkanının konuşma yapacağı yoktu. Sonradan ilave edildi. Görünen o ki, Baykır'ın söylediklerine cevap vermek istemiş...

Belediye Başkanı Mehmet Gürel mikrofonu aldı. O an artık sadece turizm konuşulmuyordu.

Buarada  kelimelerin altına ince bir denge oyunu da kurulmuştu... Yürüyen Köşk, izin süreçleri, yapılacak işler… her şey tek tek anlatıldı... 

Ama en önemlisi tondu. Cümleler teknikti. Sanki arka planda biz de buradayız” diyen bir karşılık vardı. 

Turizm Haftası sanki tezgah altında bir anda rakamlardan çıkıp küçük bir "söz düellosuna" dönüşmüştü.

Ne yüksek ses vardı ne açık bir çatışma… Ama herkesin fark ettiği bir “ince gerilim” vardı...

Belki de bu yüzden günün hafızası konuşmalarda değil, konuşmaların bıraktığı boşluklarda oluştu.

Ve sonra sahne değişti…

Kent Müzesi’nde “Bir Sevdadır Yalova” sergisi açıldı.

Kurdele kesimi, makasın inadı, küçük gülümsemeler…

Biraz önceki ağırlığın üzerine serilmiş hafif bir perde gibiydi.

Ama ironik olan şuydu: En çok resimler değil, insanlar dikkat çekti...

Herkes biraz “görünmek” ile “orada olmak” arasında kalmıştı sanki.

Makas yine görevini tam yapamadı, ama belki de günün ruhuna en çok uyan şey oydu: hiçbir şeyin tam keskin olmadığı bir günde, "Makas" sanki bütün olanlardan sonra dilini yutmuştu...

Belkide ssessizce haykırıyordu: "Hizmet sadece kurdele kesmek değil diye. Beni de buna alet ediyorsunuz... diyordu kim bilir, kendince yaptığı protestosu ile...

Sonuçta Yalova’da Turizm Haftası, bir tanıtım haftası olmaktan çok, şehrin kendine hafifçe fısıldadığı bir cümleye dönüştü:

“Ben aslında daha fazlasıyım… ama ellerinden gelen bu..."

Geriye Turizm Haftası’nın adı değil, bıraktığı o tuhaf yankı kaldı…

Bir tarafı eleştiriyle uyanmaya zorlayan sözler, diğer tarafı “biz de buradayız” diye kendini anlatma çabasıyla dolu cümleler.

Bir yanda “uyandırma” tonunda eleştiriler, diğer yanda “yapıyoruz, edeceğiz” diyen savunmalar…

Yürüyen Köşk üzerinden kurulan her cümle, aslında bir yapının değil, kentin vicdanının etrafında dönüp durdu.

Bu konuşmalar sanki konuşmadan daha çok, kimin daha çok düşündüğü, kimin daha çok sahip çıktığı sorusu ise konuşmaların ötesine geçip salonda görünmez bir yarışa dönüştü...

Belki de bu yüzden bu Turizm Haftası, bir etkinlik olarak değil; Yalova’nın kendine tuttuğu aynada, dürüstlükten ve vefadan çok uzak, ama oldukça sarsıcı  bir yüzleşme olarak kaldı hafızalarda...

Not: Turizm Haftasına uyum sağlamak adına kamerlarımızla yakaladığımz kentimizin güzelliklerini de sizlerle paylaşmak istedim. 

Bence bu güzelliklerin sergisini, belgeselini izlemek var iken, bizler neyi izledik bir de ona bakalım....

https://www.youtube.com/watch?v=k7LFZZ6uzLg&t=3s

 

 

Yazar: Ülker Fermankızı

 

Son haberler