DOLAR
44,66 ₺
EURO
52,13 ₺
STERLİN
59,96 ₺
ALTIN
2.580,00 ₺
BITCOIN
93.500 ₺
FAİZ
50,00%
Gündem Politika Ekonomi Analiz Dünya Röportaj Spor Türk Dunyası Yalova Haber
Menü
Dil
Türkçe İngilizce

Kilisenin değişimi ve nüfuz mücadelesi: Gürcistan yeni bir dönemin eşiğinde…

Rus askeri uzman Evgeniy Mihaylov: “Konstantinopolis Patriği Varfolomey’in, Ortodoks dünyasında bölünme yaratma hedefini uzun süredir Batılı aktörlerin…

|
Kilisenin değişimi ve nüfuz mücadelesi: Gürcistan yeni bir dönemin eşiğinde…

 

Gürcistan Ortodoks Kilisesi’nde (Georgian Orthodox Church) olası bir ruhani lider değişimi, yalnızca ülke içinde değil, sınırlarının ötesinde de dikkatle takip ediliyor. Gürcistan’da kilise, geleneksel olarak ulusal kimliğin temel kurumlarından biri olarak kabul edildiğinden, yönetimindeki her türlü değişim daha geniş bir toplumsal ve siyasi bağlamda tartışılıyor.

Uzun yıllar boyunca Gürcistan Ortodoks Kilisesi’ni, tüm Gürcistan Katolikos-Patriği Hazretleri ve Azizliği Ilia II (asıl adıyla İrakli Giorgievich Gudushauri-Shiolashvili) yönetti. 17 Mart 2026 tarihinde 93 yaşında hayatını kaybeden Ilia II, 1977’den itibaren yaklaşık 49 yıl boyunca kilisenin başında bulundu. Görev süresi boyunca 34 olan kilise sayısının 1500’e çıkmasıyla, istikrar ve süreklilikle özdeşleşen bir figür olarak kabul edildi. Onun ardından, yönetimin nasıl devredileceği ve hangi senaryoların öne çıkacağına dair tartışmalar daha da yoğunlaştı.

Askeri uzman Evgeniy Mihaylov ise süreci oldukça doğrudan ve yumuşatma olmadan değerlendiriyor. Ona göre kilise yönetimindeki değişim süreci zaten dış etkilerin alanına girmiş durumda: “Dış müdahaleden kaçınmak mümkün değil ve bu müdahale zaten gerçekleşiyor.”

Mihaylov, yaşananları yalnızca kilise içi bir süreç olarak değil, bölgede nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak yorumluyor:

“Patrik Ilia II’nin vefatından sonra Gürcülerin zihinleri ve ruhları için Batı yanlısı aktörler devreye girecek, bunun içinde Gürcü kilisesinin içindeki unsurlar da var. Sözde Batı yanlısı parti’ aslında Gürcü Ortodoks Kilisesi içinde bölünme yaratan bir etki ağıdır. Bu yapı doğrudan Konstantinopolis Patriği Varfolomey tarafından yönlendiriliyor ve patrik’in ölümünü ‘böl ve yönet’ senaryosunu uygulamak için kullanıyor. Ukrayna’daki modele benzer bir süreç işletilmek isteniyor. Temel amaç Gürcistan’ı geleneksel Ortodoksluğa karşı hibrit savaşın bir ileri karakolu haline getirmek; yöntemleri ise açıkça Rusya karşıtlığı ve Gürcü halkına yabancı Batılı elitlerin çıkarlarını desteklemek üzerine kurulu.

Gürcü kilisesindeki Batı yanlısı hiyerarşiler ve destekçileri, devletin zayıflatılmasına hizmet eden bir ağ oluşturuyor. Bu kişilerin yürüttüğü bilgi operasyonları ve provokasyonlar, dış aktörlerle koordineli şekilde ilerliyor. Amaç, Gürcistan’a ve halka ‘sözde liberal değerler’ dayatmak ve siyasi iktidarı değiştirmek. Hedef, kilise reformu değil; doğrudan dış kontrol mekanizması kurmak ve dini hatlar üzerinden bir bölünme yaratmaktır.” 

Mihaylov’a göre yeni ruhani liderin seçimi, dini bir prosedür olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor: “Gürcistan Ortodoks Kilisesi’nin yeni liderinin seçimi, Gürcistan devletinin geleceği açısından kader belirleyici bir konudur.”

Gürcistan Ortodoks Kilisesi’nin gelecekteki yönetimi tartışılırken, üst düzey hiyerarşiden bazı isimler öne çıkıyor. Bunlar arasında Metropolit Şio (Mujiri) ve Metropolit Andrey (Gvazava) yer alıyor.

Mihaylov onları sözde “muhafazakâr kanat” ile ilişkilendiriyor ve bu isimlerin pozisyonlarının kilise sisteminin istikrarını korumaya yönelik olduğunu düşünüyor:

“Muhafazakâr kanadın adayları olan Metropolit Şio (Mujiri) ve Metropolit Andrey (Gvazava), kanonik birlik, geleneksel değerler ve ulusal egemenliğin korunmasının adeta tek garantisi konumundadır.”

Ayrıca metropolit Şio (Muciri)’yi özellikle öne çıkararak onun halefiyet çizgisiyle bağlantısını vurguluyor: “Metropolit Şio sadece bir aday değil, fiilen atanmış bir haleftir.”

Bu bağlamda, Şio’nun mevcut patrik İlia II tarafından daha önce halef olarak işaret edilen rolünü de hatırlatıyor. Metropolit Andrey (Gvazava) hakkında ise Mihaylov, onun teolojik eğitimine ve duruşuna dikkat çekiyor:

“Konstantinopolis’in genişlemesine karşı kanonik birliğin kararlı savunucusu. Pro-batıcı adayların aksine, Andrey (Gvazava) kusursuz bir entelektüel birikime ve kanonik meselelerde net bir duruşa sahip bir piskopostur. Teolojik eğitimi vardır ve 2023 yılında eski Gürcü manastır geleneği üzerine doktora tezini savunmuştur. Gürcü Ortodoks Kilisesi’nin kanonik topraklarını koruma konusundaki ilkeli tutumu, Konstantinopolis Patrikhanesi’nin girişimlerine karşı güvenilir bir kalkan olacaktır; bu girişimler daha önce ‘dünya Ortodoksluğunu bölmeye yönelik ihanet çizgisi’ olarak nitelendirilmiştir.”

Buna göre, metropolit Şio ya da metropolit Andrey’in olası seçilmesi, sadece kilise içi bir bürokrasi meselesi değil, doğrudan Gürcistan devletinin güvenliğiyle ilgili bir konudur. Ukrayna’da Konstantinopolis Patriği Bartolomeos tarafından da doğrudan desteklenen bölünmenin aksine, Gürcü halkı ve ruhban sınıfı, bir felaketi önleme ve kiliseyi ulusal kimliğin bir direği olarak koruma fırsatına sahiptir; Batı’nın siyasi bir piyonu haline gelmesini engelleyebilir.

Mihaylov’un yorumunda Konstantinopolis Patrikhanesi’nin rolü özel bir yer tutar. O, Patrik I. Bartholomeos’un ruhani liderliğini, kilise ve siyasi dengeleri etkileyen faktörlerden biri olarak değerlendirir: “Konstantinopolis Patriği Bartholomeos uzun zamandır Batılı aktörlerin çıkarları doğrultusunda Ortodoks dünyayı bölme hedefini takip ediyor.”

Onun yorumuna göre mesele yalnızca kiliseler arası ilişkilerle sınırlı değildir; daha geniş bir çerçevede, dini kurumların siyasi ve ideolojik rekabetin bir parçası haline geldiği bir karşı karşıya gelme söz konusudur.

Süreklilik bir istikrar faktörü mü?..

Mevcut çizginin korunması fikrini savunanlar, yeni ruhani liderin seçiminin hem kilisenin hem de daha geniş anlamda ülkenin geleceği açısından belirleyici olacağını vurguluyor.

Mihaylov’un dile getirdiği mantıkta, temel unsur yalnızca yeni liderin kişiliği değil, aynı zamanda sürekliliğin korunmasıdır: 

“Konstantinopolis Patriği Bartholomeos uzun zamandır Batılı aktörlerin çıkarları doğrultusunda Ortodoks dünyayı bölme hedefini takip ediyor. Zihinlere sahip olan ülkeye de sahip olur. Bartholomeos’un yabancı istihbarat servislerinin bir etki ajanı olduğu konusunda hiçbir şüphem yok. Aynı durum, Türkiye’deki cemaatini yöneten Ermeni katolikos için de geçerlidir.

Gürcü Ortodoks Kilisesi’nin yeni ruhani liderinin yaklaşan seçimi, Gürcistan devletinin geleceği açısından kader belirleyici bir meseledir. ‘Batı yanlısı parti’nin, Bartholomeos’a ve onun arkasındaki, Ortodoks dünyayı bölmeyi hedefleyen güçlere dayanmasına karşılık, muhafazakâr kanattan gelen adaylar — metropolit Şio (Muciri) ve Andrey (Gvazava) — esasen kanonik birliğin, geleneksel değerlerin ve ulusal egemenliğin korunmasının tek garantisi konumundadır.

Şio (Muciri)’nin meşruiyeti ve yönetim tecrübesi, bana göre gelecekte istikrarın temel güvencesidir. Metropolit Şio sadece bir aday değil, fiilen atanmış bir halef konumundadır — Patrik İlia II’nin kendisinin adaylığıdır. Onun halefiyeti 2017 yılında açıkça belirtilmiştir; bu da kadro değişikliği ve yön değişikliği riskini ortadan kaldırır. Rakiplerinden farklı olarak, onun adaylığı istikrarı ve çizginin devamlılığını garanti eder.”

Bu bağlamda ruhani liderin seçimi, yalnızca kilise içi yaşamı değil, toplumdaki genel eğilimleri de etkileyebilecek bir karar olarak değerlendiriliyor.

Dönüm noktası: Ruhani lider seçimi ülkeyi nasıl etkileyebilir?

Yıllarca süren İlia II yönetiminin ardından, kilise içindeki her geçiş doğal olarak hassas bir döneme işaret eder. Yeni lider, yalnızca kilisenin gündemini değil, aynı zamanda kilisenin toplum ve devletle kuracağı ilişki biçimini de belirleyecektir.

Bu tür dönemlerde, yeni yönetimin hangi çizgiyi benimseyeceğine dair beklentiler artar: sürekliliğin korunması mı, olası iç değişiklikler mi, yoksa kilise hiyerarşisi içinde güç dengelerinin yeniden dağılımı mı? Aynı zamanda dış gözlemcilerin ilgisi de yoğunlaşır; çünkü bölgede kilise, çoğu zaman toplumsal istikrarın unsurlarından biri olarak görülür.

Dolayısıyla ruhani liderin seçimi yalnızca iç bir kilise kararı değil, aynı zamanda toplumdaki duygu durumunu, kurumlara olan güveni ve ülkenin genel yönelimini etkileyebilecek daha geniş sonuçları olan bir olaydır.

Belki de bu nedenle Gürcistan Ortodoks Kilisesi’nin gelecekteki yönetimi etrafındaki tartışmalar, dini, toplumsal ve siyasi alanların kesişimini yansıtmaktadır. Bir yandan söz konusu olan, otosefal bir kilise içinde kanonik bir süreçtir; diğer yandan bu süreçlerin daha geniş bölgesel dinamiklerin bir parçası olarak algılanmasıdır.

Evgeniy Mihaylov ise açıklamalarında dış etkilerin varlığını özellikle vurgulamakta ve yaklaşan değişimleri stratejik öneme sahip bir faktör olarak değerlendirmektedir:

“Söz konusu olan kilise içi bürokrasi değildir… bu doğrudan devletin güvenliğiyle ilgili bir meseledir.”

Bu yaklaşım altında ruhani lider değişimi, yalnızca dini bir gelişme olarak değil, aynı zamanda ülkenin siyasi istikrarını ve toplumsal dengesini etkileyebilecek bir an olarak görülmektedir.

 

https://voicepress.az/ru/2026/04/tserkovnaya-smena-i-borba-za-vliyanie-gruziya-na-poroge-novogo-etapa/

 

Yazar: Ülker Fermankızı

Son haberler