DOLAR
44,85 ₺
EURO
52,87 ₺
STERLİN
60,76 ₺
ALTIN
2.580,00 ₺
BITCOIN
93.500 ₺
FAİZ
50,00%
Gündem Politika Ekonomi Analiz Dünya Röportaj Spor Türk Dunyası Yalova Haber
Menü
Dil
Türkçe İngilizce

Yalova’da Turizm Haftası: Kutlama Değil, Sessiz Bir Hesaplaşma

Yalova’da Turizm Haftası, hüzünlü bir atmosferde gerçekleşirken turizm potansiyeli ve yönetim anlayışına dair eleştirilerin öne çıktığı, konuşmaların zaman…

|
Yalova’da Turizm Haftası: Kutlama Değil, Sessiz Bir Hesaplaşma

Yalova’da Turizm Haftası bu yıl ne tam bir kutlama oldu ne de sadece bir tören…

 Daha çok, “kutlanamayan bir potansiyelin” sessiz muhasebesi gibiydi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki acıların ardından zaten gönüller yarı kapalıydı; sahneye çıkan her konuşma da bu kırıklığın içinden geçerek yankılandı.

Protokol yerini aldı: Vali Yardımcısı Osman Sarı, Belediye Başkanı Mehmet Gürel, üniversite temsilcileri, kurumlar…

Her şey usulüne uygundu ama hava “usul” değildi. Çünkü rakamlar konuşuldukça şehir biraz daha kendini dinlemeye başladı: 369 bin turist…

Bir başarı gibi söyleniyor, ama cümlelerin arasında “yetmiyor” kelimesi gizlice dolaşıyordu.

İşte tam burada Kültür ve Turizm İl Müdür Vekili Semra Baykır’ın sözleri sahneye sadece bir konuşma değil, ince bir sarsıntı bıraktı. Yalova’nın turizm hafızasını yoklayan, geçmişte kaybolan değerlere dokunan ve bugünü hafifçe “uyandırmaya çalışan” bir tonda konuştu. Sözler övgü gibi başlamadı, rapor gibi bitmedi… daha çok “neden böyle oldu?” sorusunu havaya bıraktı.

Salonda bir anlık bir sessizlik oldu. O sessizlik, bazen bir alkıştan daha çok şey söyler.

Ve beklenen o an geldi.

Belediye Başkanı Mehmet Gürel mikrofonu aldı. O an artık sadece turizm konuşulmuyordu; kelimelerin altına ince bir denge oyunu kurulmuştu. Yürüyen Köşk, izin süreçleri, yapılacak işler…

Ama en önemlisi tondu. Cümleler teknikti, ama arka planında biz de buradayız” diyen bir karşılık vardı.

Turizm Haftası bir anda rakamlardan çıkıp küçük bir söz düellosuna dönüştü. Ne yüksek ses vardı ne açık bir çatışma… ama herkesin fark ettiği bir “ince gerilim” salona yerleşti.

Belki de bu yüzden günün hafızası konuşmalarda değil, konuşmaların bıraktığı boşluklarda oluştu.

Ve sonra sahne değişti…

Kent Müzesi’nde “Bir Sevdadır Yalova” sergisi açıldı.

 Kurdele kesimi, makasın inadı, küçük gülümsemeler…

Biraz önceki ağırlığın üzerine serilmiş hafif bir perde gibiydi. Ama ironik olan şuydu: En çok resimler değil, insanlar izlendi. Turizm polisleri, sanatçılar, protokol… 

Herkes biraz “görünmek” ile “orada olmak” arasında kaldı.

Makas yine görevini tam yapamadı, ama belki de günün ruhuna en çok uyan şey oydu: hiçbir şeyin tam keskin olmadığı bir gün.

Sonuçta Yalova’da Turizm Haftası, bir tanıtım haftası olmaktan çok, şehrin kendine hafifçe fısıldadığı bir cümleye dönüştü:

“Ben aslında daha fazlasıyım… ama henüz kendimi anlatmayı bitirmedim.”

Geriye Turizm Haftası’nın adı değil, bıraktığı o tuhaf yankı kaldı…

Bir tarafı eleştiriyle uyanmaya zorlayan sözler, diğer tarafı “biz de buradayız” diye kendini anlatma çabasıyla dolu cümleler.

Bir yanda “uyandırma” tonunda eleştiriler, diğer yanda “yapıyoruz, edeceğiz” diyen savunmalar…

Yürüyen Köşk üzerinden kurulan her cümle, aslında bir yapının değil, kentin vicdanının etrafında dönüp durdu.

Bu konuşmalar sanki konuşmadan daha çok, kimin daha çok düşündüğü, kimin daha çok sahip çıktığı sorusu ise konuşmaların ötesine geçip salonda görünmez bir yarışa dönüştü...

Belki de bu yüzden bu Turizm Haftası, bir etkinlik olarak değil; Yalova’nın kendine tuttuğu aynada, biraz sarsıcı ama dürüst bir yüzleşme olarak kaldı hafızalarda.

 

 

Yazar: Ülker Fermankızı

 

Son haberler