Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda TOKİ tarafından yürütülen Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi olan “500 Bin Sosyal Konut Projesi”nin Yalova ayağında kura heyecanı yaşandı…
Bazıları konut heyecanını yaşarken, siyasi platformda yine her şey karman çormandı…
Cumhur İttifakı’nın AK Parti ekibi sanki Yalova’da deplasmandaymış gibi katılım sağladı. Bakan, vali, yetkili bir çok kişi tarafından konuşma yapılırken hiç biri sözü geçen projenin “Devlet Bahçeli Tarafından Desteklenen Yüz Yılın Konut Projesi” olduğuna dair tanıtım falan da yapmadı.
Gözden kaçmayan makam ise MHP Yalova İl Başkanı İhsan Güldoğan’ın törene katılım sağlamamasıydı. Törenin ardından ise, Güldoğan’ın bir sosyal medya paylaşımı ile törene neden katılım sağlamaması belli oldu.

Bahçelinin son zamanlar savunduğu politika Türklük ve ülkücülük milli düşüncesi ile çelişkili, ama acaba bu çelişki Cumhur İttifakına da yansıyor mu?
Hani ittifaklar ya…
Hani aynı masadalar ya…
Yoksa sandıkta beraber, açılışta rakipler mi?..
Bence Sayın Cumhurbaşkanı ve bakan Murat Kurum ile bir an önce MHP arasında konut projesinde “MHP desteğinin altı çizilecek mi, çizilmeyecek mi?” konusu hasbihal edilmeli ve bir karara varılmalıdır…
Bakın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel geçenlerde Yalova’ya geldi. Yapılan mitingde kendi partisinin belediye başkanı Mehmet Gürel’in “Umudumuz Kurum” dediği “Yarısı bizden” kampanyalı projesini yerin dibine soktu…
Bu aslında parti içinde bir istişare, vahit strateji koldan idare usulü gibi mekanizmanın çalışmadığını gösteriyorduysa, bugün Cumhur İttifakında MHP ile yaşananlar da aslında iktidar kolunda da istişarelerin eksik olduğunu göstermiş oldu.
MHP Yalova İl Başkanı İhsan Güldoğan’ın sosyal medya paylaşımındaki ifadelere dayanırsak, sonuç olarak, Bahçeli törene ne davet edildi, ne temsilen il başkanı sahneye alındı, ne karelerde yer buldu, ne de ismi anıldı…

Sadece kişi değil, bütün bir parti, hem de Cumhur İttifakı’nın bileşen partisi görmezden gelindi.
“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Tarafından İlan Edilen ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey Tarafından Desteklenen Yüz Yılın Konut Projesi Kapsamında Yalova’da Yapılacak Hak Sahiplerini Belirliyecek Kura Çekiliş Törenine, Cumhur İttifakı’nın Destekleyicisi ve Ortağı Olarak Yalova MHP İl Başkanın Davet Edilmemesi Bir Eksikliktir” diye il başkanı Güldoğan yazmış.
Bir diğer ilginç mesele ise MHP’nin üyelerinden birinin il başkanının sitemli yazısına yorum yazma şekli idi:
“Lider Devlet Bahçeli’nin Yalova’daki uç beyi, Sayın İl başkanımız Ihsan Güldoğan’dır. Bu yanlışınızı MHP genel merkezin de mutlaka karşılığı olacaktır. Ve sonuna kadar il başkanımızın arkasında emrindeyiz. Bu teşkilat yapılan hiç bir yanlışınızı unutmadı, unutmayacaktır. Üstelik bugün bayram. Siyaset sadece hizmet üretmek değildir. Siyaset, vicdanla, vefayla, helallikle yapılmalı… İttifak, sadece poz vermekle olmaz. Paylaşmakla, hatırlamakla, birlikte yol yürümekle olur” gibi sözler ifade ederek, aslında Ak Partiye karşı tehdit dilinin kullanması gibi de yorumlana bilir…

“Mutlaka karşılığı olacaktır. Teşkilat yapılan hiç bir yanlışınızı unutmadı, unutmayacaktır!” gibi kelime sarf etmeleri acaba Ak Parti cebhesinde nasıl yankı bulacaktır?
Bahçelinin son konuşmaları gerçi eskiden konuştukları ile çelişiyor diye bazı gerçekleri de görmezden gelemeyiz. Yani hani derler ya, eğer bir ittifak ortağına bu yapılıyorsa, artık “muhalefetle” uğraşmaya gerek yok; çünkü en büyük ayrışma içeride yaşanıyor gibi…
Hani “ittifak”, hani “birlik ve beraberlik”?
Görünen o ki, Cumhur İttifakı, eşitler arası bir siyasi ortaklık gibi işlemiyor. Daha çok, iktidarın ihtiyaç duyduğu anlarda devreye alınan bir “rezerv şalter” işlevi görüyor. Sistem sıkıştığında, oy hesabı zorlaştığında, meşruiyet genişletilmek istendiğinde ittifak hatırlanıyor; ihtiyaç ortadan kalktığında ise “aynı ittifakın unsurları” sessizce halının altına süpürülüyor.
Bu, ise bir ittifak pratiği değil; “kullan-at” siyaseti oluyor: “Sandıkta hatırlanan, açılışta unutulan…”
Kriz anında çağrılan, normalleşme anında görünmez kılınan bir ortaklık biçimi, artık “birlik” kavramıyla açıklanamaz. Bu, hiyerarşik bir ilişki modelidir ve doğal olarak rahatsızlık üretir.
Nitekim Yalova’da yaşananlar, sadece bir protokol meselesi değil; ittifakın tabanında biriken huzursuzluğun dışavurumu olarak algılanmalıdır.
MHP teşkilatları açısından mesele, bir koltuk ya da bir fotoğraf karesi değildir. Mesele, siyasi varlığın kabul edilip edilmediği meselesidir.
Bir partiyi sandıkta vazgeçilmez, sahada yok hükmünde görmek; o partinin seçmenini de, teşkilatını da ikincil aktör konumuna iter. Ve bu durumun, MHP tabanında rahatsızlık yaratmaması zaten mümkün değildir. Çünkü siyaset, yalnızca oy matematiğiyle değil; itibar, temsiliyet ve karşılıklı saygı ile yürür. Bunlardan biri eksildiğinde, ittifak kağıt üzerinde sürer ama siyasi ruhunu kaybeder.
Bugün Yalova’da Ne Oldu?
Türkiye’nin barınma krizinin en sert hissedildiği şehirlerden biri olan Yalova’da bu proje, sosyal devlet iddiasının somut karşılığı niteliği taşıyor. Dar gelirli vatandaşlar için yalnızca bir konut değil, bir gelecek umudu anlamına gelse de, gerçek anlamda törenin siyasi fotoğrafı, projenin toplumsal ağırlığıyla çelişmiş oldu.
Cumhur İttifakı’nın resmî ortağı olan MHP’nin Yalova İl Başkanlığının, törene katılım sağlamaması ne protokolde yer aldı, ne temsilen sahneye çıkarıldı, ne de organizasyonun siyasi paydaşı olarak kabul edildi.
Ortaya çıkan tablo şudur: Bahçeli’nin desteği, Ankara’da stratejik değere sahiptir;
ancak bu değerin görünen o ki, yerelde geçerliliği yok…
Özellikle törenler ve görünürlük alanlarında, bu destek bağlayıcı bir ortaklık hukuku olarak değil, gerektiğinde hatırlanan bir siyasi referans olarak okunmaktadır.
Başka bir ifadeyle: Bahçeli’nin siyasi ağırlığı sandıkta vazgeçilmezdir,
ama sahada paylaşılması zor bulunan bir güçtür. Bu yüzden, proje söylem düzeyinde “ortak”tır; ama uygulamada tek merkezli yürütülmektedir.
Hatırlarsanız, geçenlerde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Yalova’ya teşrif ettiğinde il ziyaret ettiği yer MHP Yalova İl Başkanlığı idi. Bunun ardından bu konuşma siyaset kulislerinde farklı yankı buldu. Hatta DEM Partinin de aynı eylemin kendilerine karşı talep edildiği yönünde de konuşmalar geçti.
Bunun ardından Bahçelinin partisine gösterilen tavrın askıya alınması gibi yorumlana bilinir. Bir diğer versiyona göre ise, Bahçeli’nin Necmeddin Bilal Erdoğan’ın Ak Parti’nin adayı ola bilme ihtimaline sıcak bakmaması nedeniyle ona karşı bir tavır alınmış da ola bilir.
Ama bana sorarsınız, bence Ak Parti Dem ve İmralı konusu ile ilgili projeyi MHP üzerinden halka sunulmasını gerçekleştirerek, aslında bir “siyasi deneyim” hayata geçirmektedir. O yüzden de, siyasi deneyim için uygun görülen Bahçeli’nin ittifak içindeki dengeleyici rolünün, teşkilatlar düzeyinde “fazla görünür” olmasının istenmemesi siyasi bakımdan iyi sonuç vermeye bilir endişesinden kaynaklanıyor…
Bu nedenle Bahçeli’nin desteği, metinlerde ve açıklamalarda güçlü biçimde yer alırken;
fotoğraflarda, sahnelerde ve protokollerde bilinçli olarak silikleşmektedir. Yalova’da yaşanan da tam olarak budur.
Daha bir hafta önce, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Yalova mitingi üzerinden sert serzenişlerde bulunan Devlet Bahçeli’nin, aynı kentte gerçekleştirilen böylesine kritik bir projede AK Parti tarafından yanına alınmaması tesadüf değildir. Bu durum, siyasi takvimle ya da organizasyon hatasıyla açıklanamaz.
Ortada bilinçli bir mesafe koyma refleksi vardır.
AK Parti, son dönemde kamuoyunda tartışma yaratan İmralı eksenli söylemler nedeniyle MHP’nin yaşadığı oy kaybını yakından izlemektedir. Özellikle kararsız seçmen ve merkez sağ taban açısından bu başlığın yarattığı rahatsızlık, iktidar tarafından bir risk alanı olarak okunmaktadır.
O yüzden de, bugün sandıkta MHP desteği hâlâ gereklidir, ama vitrine çıkıldığında yan yana görünmek maliyetlidir!
Eğri oturalım, ama doğruyu konuşalım, iktidar bu tür projeleri mümkün olduğunca tartışmasız, yük oluşturmayan, tek merkezli bir başarı hikâyesi olarak sunmak istemektedir. O sebeple de, İmralı başlığı, tam da bu yüzden, ittifak fotoğrafında görünmesi istenmeyen bir gölge olarak değerlendirile bilinir.
Bu tablo, Bahçeli’nin siyasi ağırlığının azaldığını değil; AK Parti’nin, MHP ile olan ilişkiyi iki ayrı zeminde yürüttüğünü göstermektedir:
Kapalı kapılar ardında: zorunlu ve vazgeçilmez ortak
Kamuoyu önünde: kontrollü mesafe
Düşünüyorum ki, Yalova’da yaşananlar, bu çift katmanlı siyasetin küçük ama öğretici bir örneğidir. Bahçeli’nin CHP mitingine gösterdiği refleks, Ankara’da not edilmiştir.
Ancak aynı refleksin, aynı kentte yan yana durmayı gerektirmediği özellikle tercih edilmesi de manidar açıkçası…
Bu nedenle soru artık şudur: Cumhur İttifakı, ortak bir siyasi yürüyüş mü;
yoksa risk anında ayrışan, ihtiyaç anında birleşen bir zorunlu denge midir?
Bence cevabı uzakta değil, Yalova fotoğrafında aramak yeterli olur…
Aylar önce yaşanan bir benzer konu daha vardı…
İttifakın Adı Var, Vefası Yok: MHP İl Başkanı karede neden yer almadı?
Yazar: Ülker Fermankızı