DOLAR
45,13 ₺
EURO
52,82 ₺
STERLİN
61,05 ₺
ALTIN
2.580,00 ₺
BITCOIN
93.500 ₺
FAİZ
50,00%
Gündem Politika Ekonomi Analiz Dünya Röportaj Spor Türk Dunyası Yalova Haber
Menü
Dil
Türkçe İngilizce

Ortadoğu Uzmanı Ruslan Süleymanov’dan Kapsamlı Değerlendirme: “İsrail-ABD Operasyonu, İran ve Bölgeyi Derinden Etkiliyor”

Ortadoğu uzmanı Ruslan Süleymanov, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonunu değerlendirdi. Süleymanov, operasyonun askeri, siyasi ve bölgesel boyutlarını…

|
Ortadoğu Uzmanı Ruslan Süleymanov’dan Kapsamlı Değerlendirme: “İsrail-ABD Operasyonu, İran ve Bölgeyi Derinden Etkiliyor”


Ortadoğu Uzmanı Ruslan Süleymanov, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonunu değerlendirdi. Süleymanov, operasyonun askeri, siyasi ve bölgesel boyutlarını detaylı şekilde ele aldı.

İran rejimi ve İsrail tehdidi


Süleymanov: “İran’daki İslami rejim, İsrail için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor. ABD ile ortak operasyonlar her an gerçekleşebilir. Ancak operasyonun şu anda yapılmasının nedeni, büyük ölçüde İsrail iç siyasetiyle bağlantılıdır. Bu yıl yapılacak parlamento seçimleri öncesinde, Netanyahu’nun koalisyonunun son iki yılda Gazze savaşları sırasında düşen popülaritesini, küçük bir zaferle artırma ihtimali önemli bir faktördür.”


Süleymanov'un sözelerine göre,  operasyonun hem güvenlik hem de siyasi motivasyonla planlandığını gösteriyor. Netanyahu’nun iç siyasetteki düşüşünü toparlamak için askeri bir hamleyi zamanlaması, operasyonun sınırlı ve hedef odaklı olabileceğini düşündürüyor. Ayrıca ABD’nin desteği, operasyonun olasılıkla önceden planlanmış bir iş birliği olduğunu gösteriyor.


Operasyonun hedefleri ve uzun vadeli strateji...


Süleymanov: “Operasyonun nihai hedefleri hâlâ bilinmiyor; uzun vadeli bir strateji görünmüyor. Şimdilik bunlar daha çok önleyici vuruluşlar gibi duruyor. Eğer hedef, rejimi değiştirmek olsaydı, kara harekâtı gerekir ve Netanyahu ile Trump’ın çok aylı veya yıllı bir savaşa girmesi beklenemez.”

Görünen o ki, Süleymanov burada operasyonun sınırlı ve kontrollü bir askeri müdahale olduğunu vurguluyor. Kara harekâtı planlanmadığına göre, taraflar uzun süreli bir çatışmaya girmek istemiyor. Bu, operasyonun politik ve psikolojik etkilerle sınırlı kalacağını düşündürüyor.


 İran ve müttefiklerinin misillemesi


Süleymanov: “Gördüğümüz gibi, İran şimdiden misilleme yapıyor. Kendi müttefikleri üzerinden saldırılar düzenliyor: Hezbollah periyodik olarak İsrail topraklarına saldırıyor, Irak’taki Şii milisler ABD üslerini hedef alıyor. Şu an Yemen’deki Husiler devreye girmedi, ancak ilerleyen günlerde onlar da etkili olabilir.”


Anlaşıldığı gibi,  İran’ın ve müttefiklerinin misillemeleri, operasyonun bölgesel çatışmaya dönüşme riskini açıkça ortaya koyuyor. Husilerin devreye girmesi durumunda, savaşın kapsamı daha da genişleyebilir. Bu, kısa süreli ve sınırlı operasyonun, hızla bölgesel krizlere yol açabileceğini gösteriyor.


Nükleer müzakereler ve Basra Körfezi güvenliği


Süleymanov: “Şu anda nükleer müzakereler mümkün değil; yalnızca perde arkasında ateşkes görüşmeleri yapılabilir. Basra Körfezi güvenliği tüm sistem için büyük bir sınav ve şimdiye kadarki en ciddi tehditlerden biri. Arap monarşileri güvenlik mimarisini yeniden gözden geçirecek ve ABD’den daha fazla garanti talep edecektir; Washington ile bölgedeki monarşiler arasında ciddi tartışmalar yaşanabilir.”


Süleymanov'un sözlerine göre, şu anda  Diplomasi pek mümkün gözükmüyor ve Basra Körfezi’nde güvenlik ciddi bir risk altında. Arap monarşilerinin ABD’den ek garantiler talep etmesi, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. Operasyon sadece İran’ı değil, tüm bölgesel aktörleri etkilemiş oluyor.


ABD ve Batılı ülkelerin tutumu


Süleymanov: “ABD, bu çatışmanın net katılımcısıdır. Geçen yılın aksine, ABD, İsrail ile birlikte İran’a karşı askeri harekâta başladı. Diğer Batılı ülkeler bölünmüş durumda. Örneğin, İspanya bu operasyonları desteklemiyor; İngiltere’den de eleştiriler geliyor. Avrupa, Trump ve Netanyahu’nun operasyonlarını yakından izliyor.”


Demeli, ABD ve İsrail’in ortak hareket etmesi operasyonun güçlü bir askeri yönünü ortaya koyuyor. Avrupa’nın bölünmüş tutumu ise uluslararası desteğin sınırlı olduğunu, Batı’nın çatışmayı yakından izlediğini gösteriyor. Bu durum, operasyonun diplomatik izolasyon riski taşıdığını düşündürüyor.


Uluslararası hukuk ve BM


Süleymanov: “ABD ve İsrail’in bu eylemleri uluslararası hukuka aykırıdır ve tehlikeli bir emsal oluşturuyor. Ancak BM’de ciddi bir yaptırım beklemiyorum; ABD Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi ve veto hakkı bulunuyor. Tıpkı 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya geniş çaplı saldırısında olduğu gibi, Washington’a karşı bir karar çıkması zor.”


 Süleymanov, büyük devletlerin hukuki yaptırımlardan muaf olabildiğini vurgularak, aslında  uluslararası hukukun bazı durumlarda etkisiz kalabileceğini ve operasyonun emsal oluşturma riskinin altını çiziyor. 


 İran halkı ve rejim


Süleymanov: “Sonuç olarak, bu operasyonlardan en çok zarar gören İran halkıdır. Halk, benzeri görülmemiş şiddetle karşı karşıya. Rejim ise dağılmıyor; aksine daha da merkezileşti ve özellikle üst düzey liderin öldürülmesinin ardından rejim toparlandı. Dışarıdaki muhalefet, iç siyasette iktidara gelme şansı bulamıyor. İslamcı rejim hâlâ tek alternatif ve şiddet tekelini elinde bulunduruyor.”


 Süleymanov'a göre, operasyonun en büyük mağduru İran halkı. Rejim ise sağlam ve merkeziyetçi yapısını koruyor, muhalefet etkisiz. Bu, operasyonun rejimi sarsmak yerine halkı mağdur ettiği anlamına geliyor.

Süleymanov’un fikirlerine dayanarak,  operasyonun kısa vadeli ve sınırlı bir hamle olduğunu düşünmek mümkün.  Anlaşılan o ki, mevcut durum bölgesel risklerin yüksek olduğunu ve diplomatik çözümün şimdilik mümkün olmadığını ortaya koyuyor. Halkın zarar görmesi ve rejimin sağlam kalması, çatışmanın insani boyutunu gözler önüne seriyor.

 

 

Haber: Cemile Çebotaryova

Yazar:   Ülker Fermankızı

Son haberler