DOLAR
49,84 ₺
EURO
55,84 ₺
STERLİN
66,67 ₺
ALTIN
2.580,00 ₺
BITCOIN
93.500 ₺
FAİZ
50,00%
Gündem Politika Ekonomi Analiz Dünya Röportaj Spor Türk Dunyası Yalova Haber
Menü
Dil
Türkçe İngilizce

ABD’DE SİYASETTE FIRTINA! OBAMA TRUMP’I VURDU, CLINTON KÜRSÜDEN KUR’AN MESAJI VERDİ

3 Kasım ara seçimleri öncesinde Demokratların ağır topları sahada!

|
ABD’DE SİYASETTE FIRTINA! OBAMA TRUMP’I VURDU, CLINTON KÜRSÜDEN KUR’AN MESAJI VERDİ

 

Obama’dan Trump’ın yönetim anlayışına sert eleştiriler, Clinton’dan Müslümanları hedef alan söylemlere karşı dikkat çeken çıkış. ABD’de seçim yarışı artık yalnızca ekonomi ve iktidar mücadelesiyle sınırlı değil; din, kimlik ve toplumsal birlik de siyasetin merkezine taşınıyor.

ABD’de 3 Kasım 2026’da yapılacak Kongre ara seçimleri yaklaşırken, siyasi mücadele giderek sertleşiyor. Demokrat Parti’nin iki eski başkanı Barack Obama ve Bill Clinton, farklı eyaletlerde yaptıkları konuşmalarla Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump’ın politikalarına karşı seslerini yükseltti. Obama, Trump yönetimini ekonomi, yolsuzluk iddiaları ve yönetim öncelikleri üzerinden eleştirirken, Clinton Müslümanların inançları nedeniyle aşağılanmasına karşı çıktı ve Kur’an-ı Kerim’den Hucurât Suresi’nin 13. ayetinin mesajını gündeme taşıdı.

İki eski başkanın çıkışları, seçim kampanyalarının yalnızca adaylar arasındaki rekabetten ibaret olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Özellikle Michigan’daki kritik Senato yarışı, Amerikan siyasetinde Müslüman kimliği, din özgürlüğü ve seçmenlerin nasıl birleştirileceği konularını tartışmanın merkezine yerleştirdi.

OBAMA’DAN TRUMP’A: “BEYAZ SARAY, SADDAM HÜSEYİN’İN RESTORAN AÇTIĞI BİR YERE DÖNMÜŞ!”

Eski ABD Başkanı Barack Obama, 24 Ekim’de Ohio ve Michigan’da Demokrat adaylara destek vermek üzere seçim mitinglerine katıldı. Cleveland’da Senato adayı Sherrod Brown ve vali adayı Amy Acton için konuşan Obama, Trump yönetiminin önceliklerini hedef aldı.

Trump’ın Beyaz Saray’daki yenileme projelerine ve altın ağırlıklı dekorasyon anlayışına gönderme yapan Obama, Amerikan başkanlık makamının ülkenin temel sorunlarından uzaklaştığını savundu.

Obama, Beyaz Saray’ın görünümünü Saddam Hüseyin’in bir Cheesecake Factory restoranı açmasına benzeterek salondakileri güldüren, ancak siyasi mesajı son derece sert olan bir ifade kullandı.

Eski başkanın eleştirisinin odağında yalnızca dekorasyon yoktu. Obama, Trump’ın hayat pahalılığını düşürme, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir hâle getirme ve vatandaşların ekonomik yükünü hafifletme vaatlerini yerine getirmediğini ileri sürdü.

Trump yönetiminin İran’la savaşa ilişkin kararlarını da eleştiren Obama, yükselen enerji maliyetleri üzerinden mevcut yönetimi sorumlu tuttu. Ayrıca Cumhuriyetçi siyasetçileri, başkanın politikalarına yeterince karşı çıkmamakla suçladı.

Obama’nın mesajı açıktı: Seçmenler, Beyaz Saray’daki yönetim anlayışına karşı Kongre üzerinden bir denge mekanizması oluşturabilir.

Eski başkan, seçimleri Demokratlar açısından yönetimi denetleme ve siyasi hesap verebilirliği güçlendirme fırsatı olarak sundu. Bu çıkış, ara seçimlerin yalnızca yerel adayların geleceğini değil, Trump’ın ikinci dönemindeki siyasi hareket alanını da etkileyebileceğine işaret ediyor.

MICHIGAN’DA KRİTİK CEPHE: MÜSLÜMAN ADAY ÜZERİNDEN SİYASİ HESAPLAŞMA

Obama’nın Michigan’daki konuşması, seçim kampanyasının en tartışmalı başlıklarından biri olan Abdul El-Sayed’in adaylığına da odaklandı.

Eski halk sağlığı yetkilisi ve doktor El-Sayed, Cumhuriyetçi aday Mike Rogers karşısında Senato koltuğu için yarışıyor. Müslüman kimliği ve ilerici siyasi görüşleriyle öne çıkan aday, seçim sürecinde dinî kimliği üzerinden yöneltilen eleştirilerin de hedefi oldu.

Donald Trump, El-Sayed’i “cihatçı” olarak nitelendirdi ve Müslüman Kardeşler ile ilişkilendiren iddialar ortaya attı. Cumhuriyetçi rakip Rogers da adayın örgütle bağlantıları olduğu yönünde suçlamalarda bulundu. El-Sayed bu bağlantı iddialarını reddediyor; kamuya açık haberlerde de kendisinin örgüte üye olduğuna dair kanıt ortaya konulmuş değil.

Obama ise Michigan’da El-Sayed’e destek vererek dinî kimliğin siyasi bir suçlama aracına dönüştürülmesine karşı çıktı. Eski başkanın müdahalesi, yarışın yalnızca iki aday arasındaki rekabet olmaktan çıktığını gösterdi.

Michigan, otomotiv sanayisi, işçi seçmenleri, göçmen toplulukları ve Müslüman nüfusuyla Amerikan seçimlerinde önemli bir ağırlığa sahip. Dolayısıyla burada verilecek mücadele, Kongre’deki sandalye dağılımının yanı sıra Demokratların farklı toplumsal kesimleri bir arada tutma kapasitesini de sınayacak.

CLINTON’DAN KUR’AN MESAJI: “MÜSLÜMANLARIN SADECE MÜSLÜMAN OLDUKLARI İÇİN AŞAĞILANMASINDAN YORULDUM”

Eski ABD Başkanı Bill Clinton da 21 Ekim’de Florida’da düzenlenen çok inançlı bir etkinlikte yaptığı konuşmayla dikkat çekti. “Multiple Faiths, One Florida” başlıklı buluşmada konuşan Clinton, Müslümanların yalnızca dinleri nedeniyle aşağılanmasına karşı çıktı.

Clinton, “İnsanların Müslüman oldukları için Müslümanları aşağılamasından yoruldum” diyerek dinî ayrımcılığa yönelik tepkisini dile getirdi.

Konuşmasında kızı Chelsea Clinton’ın 15 yaşındayken Kur’an-ı Kerim’i baştan sona okuduğunu ve kendisine de bu kitabı okumasını tavsiye ettiğini anlattı. Ardından Hucurât Suresi’nin 13. ayetinde yer alan, insanların birbirlerini tanımaları ve anlamaları için farklı halklara ve topluluklara ayrıldığı yönündeki mesajı hatırlattı.

Clinton’ın aktardığı anlam, farklılıkların düşmanlık gerekçesi değil, karşılıklı tanıma ve öğrenme fırsatı olması gerektiği üzerine kuruluydu.

Eski başkan, hiçbir inanç topluluğunun kusursuz insanlardan oluşmadığını belirterek her dinde yanlış davranışlarda bulunan insanların bulunabileceğini söyledi. Böylece bireylerin davranışlarıyla bir dinin bütün mensuplarını aynı kefeye koymanın yanlışlığına dikkat çekti.

Clinton’ın sözleri, ABD’de Müslüman adaylar üzerinden yürütülen tartışmaların yaşandığı bir dönemde din özgürlüğü ve toplumsal hoşgörü konularını yeniden gündeme taşıdı.

Ancak Clinton’ın bu konuşması Michigan’daki bir mitingde değil, Florida’daki çok inançlı etkinlikte gerçekleşti. Açıklamaları, El-Sayed etrafında büyüyen tartışmalarla siyasi açıdan bağlantılı olsa da iki olayın yer ve zaman bakımından birbirinden ayrılması gerekiyor.

DEMOKRATLARIN STRATEJİSİ: TRUMP’A TEPKİYİ SANDIĞA TAŞIMAK

Obama ve Clinton’ın açıklamaları, Demokratların ara seçimler öncesindeki siyasi yaklaşımına ilişkin önemli ipuçları veriyor.

Obama, seçmenlerin günlük hayatını doğrudan etkileyen ekonomi, enerji maliyetleri, sağlık hizmetleri ve yönetimde hesap verebilirlik başlıklarını öne çıkarıyor. Michigan’da ise Müslüman bir adayın hedef alınması üzerinden eşit temsil ve din özgürlüğü tartışmasına müdahil oluyor.

Clinton’ın Florida’daki konuşması da aynı geniş siyasi iklimde, dinî farklılıkların kutuplaşma amacıyla kullanılmasına karşı bir mesaj niteliği taşıyor.

Demokratlar açısından temel mesele, Trump yönetimine yönelik tepkiyi yalnızca bir protesto dalgası olarak bırakmamak; bu tepkiyi sandıkta somut bir siyasi sonuca dönüştürmek.

Cumhuriyetçiler ise güvenlik, ulusal kimlik, göç ve siyasi ideoloji üzerinden kendi seçmen tabanlarını harekete geçirmeye çalışıyor. Bu karşıt stratejiler, özellikle rekabetin yoğun olduğu eyaletlerde seçim sonuçlarını belirleyebilecek bir mücadeleye dönüşüyor.

Bununla birlikte, Obama ve Clinton’ın açıklamalarını bütün Müslüman seçmenlerin Demokratları destekleyeceğinin kanıtı olarak görmek doğru olmaz. Seçmen tercihlerini ekonomi, dış politika, adayların programları ve yerel meseleler de şekillendiriyor.

ASIL SINAV 3 KASIM’DA

ABD’de 3 Kasım ara seçimlerine sayılı günler kala Obama ve Clinton’ın sahneye çıkması, Demokratların seçim yarışına ne kadar önem verdiğini ortaya koyuyor. Eski başkanların siyasi ağırlığı, adayların kampanyalarına görünürlük ve seçmenleri harekete geçirme potansiyeli sağlıyor.

Fakat sert açıklamaların ve dikkat çekici çıkışların sandıkta karşılık bulup bulmayacağı henüz belli değil. Demokratlar için asıl sınav, Trump yönetimine yönelik eleştirileri ikna edici bir gelecek programıyla birleştirmek; Cumhuriyetçiler içinse mevcut politikalarına verilen desteği korumak olacak.

Michigan’daki Senato yarışı bu nedenle ülke çapındaki mücadelenin sembolik cephelerinden biri hâline geldi. Bir tarafta ekonomi, yönetim ve siyasi hesap verebilirlik eleştirileri; diğer tarafta güvenlik, kimlik ve ideolojik kutuplaşma üzerinden yürüyen kampanya var.

Obama’nın Beyaz Saray’ın görünümünden başlayıp yönetim anlayışına uzanan eleştirileri ile Clinton’ın Kur’an-ı Kerim’den aktardığı hoşgörü mesajı, farklı yöntemlerle aynı seçim atmosferine işaret ediyor: ABD’de siyasi mücadele, yalnızca kimin yöneteceği sorusuyla değil, ülkenin hangi değerler etrafında şekilleneceği tartışmasıyla da yürütülüyor.

Şimdi gözler sandıkta...

Çünkü miting meydanlarında yükselen seslerin gerçek siyasi karşılığını, 3 Kasım’da seçmenlerin vereceği karar belirleyecek.

 

 

Yazar: Ülker Fermankızı

Son haberler