Vatandaşlık Ayrımcılığı: Branşı Olmayan Öğretmene Ders Verme Uygulaması Hukuka Aykırıdır!

“Öncelik vatandaş” yaklaşımı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırıdır.

Bugün Yalova İl Millî Eğitim Müdürümüzü ziyaret ettim. Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmede, ilahiyat kökenli olduğunu öğrendiğim yeni müdürümüzle, akademik düzeyde üzerinde çalıştığım “Kur’an’ın Rusçaya Tercüme Sorunları” başlıklı çalışmam üzerine kısa ama anlamlı bir sohbet ettik. Dil, anlam ve kültür arasında kurduğumuz bu köprüde konu Rusça dil bilgisine geldi.
Ben de geçtiğimiz günlerde Halk Eğitim Merkezi’nde yaşadığım bir olayı paylaştım: Akademik düzeyde Rusçaya hâkim olmama rağmen, Rusça kurslarının bir biyoloji öğretmenine verildiğini ifade ettim. Bu sırada sayın müdür, olaya vakıf olmadan, tek kelimeyle “Vatandaştır demek ki” dedi ve ardından ekledi: “Ne olursa olsun, bizim önceliğimiz vatandaş.”
Ben ise, yasası terimi yerine halkın daha rahat anlayabileceği, Osmanlı Türkçesinden gelen bir ifadeyle cevap verdim: “Emek mecellesine göre Ahıska Türkleri, Türk vatandaşlarıyla aynı çalışma haklarına sahiptir.”
Bunun üzerine sayın müdür, “Emek mecellesi nedir? Bu Osmanlıca mı?” diye sordu.
Ardından küçümseyici bir ifadeyle, “Siz daha Türkçeyi konuşamıyorsunuz, Rusça dersi nasıl anlatacaksınız?” dedi.
Ben de gülümsedim, “Osmanlıca zaten öz Türkçe değil midir?” dedim. Bir an durdu, “Öyle ama…” dedi ve konu orada kaldı. Bu diyalog üzerine hem hukuki, hem de vicdani bir değerlendirme yapma gereği duydum. Çünkü bu diyalog, sadece kişisel bir sohbet değil, aynı zamanda bir kamu yöneticisinin anayasal sorumluluğu, kamu vicdanı ve liyakat ilkesine yaklaşımı açısından önemli bir göstergedir bence…
Öncelikle altını çizmek istediğim önemli konu şu ki, Ahıska Türkleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk soylu kabul ettiği, tarihsel olarak büyük acılar yaşamış, aidiyet duygusu en güçlü topluluklardan biridir.
Ayrıca 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında uzun dönem ikamet izni olan Ahıska Türkleri, çalışma izni muafiyeti ile Türk vatandaşlarıyla eşit koşullarda çalışabilir.
Ancak sayın müdürün, “öncelik vatandaş” yaklaşımı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırıdır. Nitelik değil, vatandaşlık üzerinden tercih yapılması, liyakat sisteminin ruhuna zarar verir.
Ayrıca bu söylem: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesindeki eşit davranma ilkesini, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki tarafsızlık ve eşitlik ilkesini, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından korunan ayrımcılık yasağını da zedeleyebilir…
Üstelik bir kamu yöneticisinin, görüşme yaptığı kişiye “Siz daha Türkçeyi konuşamıyorsunuz” gibi küçümseyici bir söylemde bulunması, kamusal nezaket, kamu etiği ve insan onuru açısından da kabul edilemez…
Ben, bu ülkede kökü Türk, yüreği vatanla atan biriyim. Bilimsel çalışmalarıyla hizmet vermek isteyen, bilgisiyle yol açmaya çalışan bir kadınım. Kimin nereli olduğu değil, kimin neye değer kattığı önemlidir!
Sayın müdür belki farkında olmadan söyledi bu sözleri… Öyle kabul edelim.
Ama bu ülkede liyakat, eşitlik, adalet gibi kavramlar sadece kanun kitaplarında değil, insanların kalbinde de yer bulmalıdır! Şimdi gelelim, Halk Eğitim Merkezi gibi kamuya bağlı bir kurumun, branşı olmayan bir kişiye sırf “vatandaş” olduğu gerekçesiyle ders vermesi, birkaç açıdan hukuka ve kamu hizmeti ilkesine aykırı olması meselesine.
Halk Eğitim Merkezi’nin Branşı Olmayan Birine Ders Verilmesi-4857 sayılı İş Kanunu – Madde 5 (Eşit Davranma İlkesi): İşveren, iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, din ve benzeri nedenlerle ayrım yapamaz.
Bu maddeye göre, sadece “vatandaş” olduğu için bir kişiye, liyakati daha yüksek olan bir yabancıya (örneğin Ahıska Türkü’ne) tercih verilmesi açıkça ayrımcılıktır!
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu – Madde 3/A ve Madde 7: Kamu hizmetleri görevin ehliyet ve liyakat esasına göre yürütülür.
Branşı olmayan birine, uzmanlık gerektiren bir alanda (örneğin yabancı dil eğitimi) ders verilmesi bu temel ilkeyi ihlal eder.
Milli Eğitim Bakanlığı Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliği: Bu yönetmeliğe göre, kurslarda görev alacak öğretmen ya da usta öğreticilerin alan yeterliliği olması gerekir. Branşı biyoloji olan bir öğretmenin Rusça kursu vermesi, bu yönetmeliğe açıkça aykırıdır.
Diğer taraftan bu işlem hem hukuken (iş ve kamu mevzuatına göre), hem de vicdanen (eğitimde adalet ve kalite ilkelerine göre) yanlıştır.
Bunu ben demiyorum. Hukuk söylüyor…
Yazar: Ülker Fermankızı