Bir Sözü Tutmak — Baltacı Çiftliği’nden Yükselen Ay-Yıldız…

Bazı yazılar vardır, yalnız kalemle değil kalple yazılır.
Benim için Baltacı Çiftliği tam olarak böyle bir hikâyedir.

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün Yalova’da kurduğu bu çiftlik, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde modern tarım ve ziraat için bir örnek alan olarak tasarlanmıştı.

Bugün ise mülkiyet ve yönetim farklı kurumlar arasında şekillenmiş durumda: Çiftlik TİGEM tarafından Yalova Garden Süs Bitkileri Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye kiralanmış bulunuyor. Aynı zamanda bu alanın yapılarından bir bölümünde Yalova Müzeler Müdürlüğü, diğerinde ise Atatürk ve Çocuk Müzesi kuruluyor.

Ancak mesele tam da burada başlıyor…

Kurumlar arası anlaşmazlıklar çözülemediği her gün, çiftlikteki en değerli şey zarar görüyor: Atatürk’ün anıtı. Büstün çevresi bakımsızdı, bayrak direkleri paslanmış ve daha acısı — bayrak bile yoktu…

Bir Türk gazeteci olarak bu manzarayı görmezden gelemezdim. Gazeteci arkadaşla beraber ilgili her kurumla ayrı ayrı görüştük.

Çünkü 5 Aralık yaklaşıyordu — Dünya Kadın Hakları Günü’nü ve Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 91. yıl dönümünü. Bu tarih öncesinde Atamızın anıtı hak ettiği saygıya kavuşmalıydı bana göre.

Etkinlikler, boş laflar,  Atatürkçülükten, Nutuktan edilen yüzeysel  konuşmalar bana göre değil. Bence “Ben Türküm”, “Ben Yalovalıyım” , “Ben Atatürkçüyüm” dememeli kimse… Bazı kelimeler konuşulmamalı, konuşuldukça yüzeyselleşmemeli, yüzeyselleştikçe sıradanlaşmamalı, yok olmamalı…

Neyse, konudan çok da uzaklaşmadan, anlatayım: bu görüşmeler arasında en kritik ve en sonuç getiren buluşma, Yalova Garden A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Okul ile yaptığım görüşme oldu. Önce konuştuk, durumu değerlendirdik; Okul dinledi, anlamaya çalıştı ve sonunda çok net, çok önemli bir söz verdi:

“Atatürk’ün anıtı restore edilecek, paslı direkler yenilenecek. Ay-Yıldızlı Türk Bayrağı yeniden göndere çekilecek.”

Söz verdi ve çok kısa zamanda sonuca ulaşacağımızı söyledi. Günümüzde çok nadir görünse de, belki de ilk defa idi ki, bir yetkili bize verdiği sözü tutuyordu. Ama gerçekten,   Abdullah Okul verdiği sözü tuttu.

5 Aralık tarihine kadar yetiştirmişti hatta:

  1. Atatürk’ün anıtı restore edilmişti.
  2. Çevresi güllerle, çiçeklerle donatılmıştı.
  3. Paslı direkler boyanmıştı.
  4. Ve Ay-Yıldızlı Türk Bayrağı artık gökyüzünde dalgalanıyordu.

Bu yalnız bir yenileme değildi; bu bir vefa duruşuydu, bana göre.
Çünkü yıllardır sessiz kalan anıt, sanki yeniden nefes almıştı. Yanından geçerken insan yalnız saygı değil, bir gurur duyuyordu. O gün Baltacı Çiftliği’nde rüzgâr başka esti — tarihin içimizden geçtiğini hissettik…

Ama hikâye burada bitmedi…

Çünkü Abdullah Okul’un kiraladığı arazi içinde, anıtın tam karşısında eski, uçuk, dağılmış bir yapı hâlâ duruyor. Alan güzelleşmiş, büst onarılmış olsa da bu yapı artık göze batıyor. Şimdi gözler orada. Beklentimiz, dileğimiz ve takip ettiğimiz konu:

Sıradaki karar o bina için alınacak doğru adım olmalıdır!

Biz gördük ki İş insanı Abdullah Okul söz verdi ve yerine getirdi. Atatürk’ün mirasına sahip çıkmak kolay değil — o bunu yaptı. Şimdi aynı kararlılığın Baltacı Çiftliği’nin bütün dokusuna yayılacağına inanmak istiyoruz…

Abdullah Okul — sözünü tuttu, tarihe karşı vefasını gösterdi. Şimdi gözler ikinci adımda. Biz susmayacağız, takipte olacağız…

Çünkü bazen bir bayrağın yeniden dalgalanması, sandığımızdan çok daha büyük bir Türkiye’ye işaret eder.

Sonuç olarak Baltacı Çiftliği’nde yapılan çalışma, sıfırdan bir yapı oluşturmak değil ama mevcut değerin temizlenmesi, düzenlenmesi ve görünür kılınmasıdır. Atatürk’ün anıtı temizlenmiş, çevresi güller ve çiçeklerle canlandırılmış, uçuk mermer taşlar düzeltilerek alanın estetik bütünlüğü toparlanmıştır.

Bu dokunuşlarla anıt yeniden nefes almış, bakımsızlıktan arınarak hak ettiği saygılı görünüme kavuşmuştur. Bayrağın yeniden yükselmesiyle alanın ruhu tamamlanmış, Cumhuriyet mirasına yönelik duyarlılık sahaya yansımıştır.

Ve işte şimdi — Atatürk için gerçek anlamda bir şey yapıldı. Yıllardır göz ardı edilen o büstün nefes almasıyla biz de rahat nefes aldık.

Artık başımızı yastığa daha huzurlu koyabilir, içimizdeki vefa borcunun bir bölümünü ödemenin sakinliğiyle uyuyabiliriz.

Bu, büyük bir icraat değil; ama doğru ve yerinde bir dokunuştu, bunu net söyleyebilirim.
Bazen bir gül dikmek bile koskoca bir tarihe “Seni unutmadık” demenin en temiz yoludur.

 

 

 

Yazar: Ülker Fermankızı