Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gerçekleştireceği sunum öncesinde muhalefet milletvekillerinin tepkisiyle karşılaştı. Karahan, Merkez Bankası’nın yılın ikinci faaliyet raporunu sunmak üzere komisyona katıldığında, muhalefet vekilleri “19 Mart’ın bedeli 57 milyar dolar” yazılı dövizlerle oturuma damga vurdu.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezasının yalnızca bir kişiye ya da bir partiye yönelik bir karar olmadığını, bu kararın toplumsal etkiler yarattığını ifade etti. “Bu kararın bedelini fakir fukara ödüyor. Türkiye 57 milyar dolar zarara uğradı” diyen Ağbaba, Karahan’a dönerek, “Bu konuda konuşacağız” dedi.
Ağbaba konuşmasında, ekonomik krizin özellikle dar gelirli kesimleri daha da zor durumda bıraktığını vurguladı:
“Yoksullar her geçen gün daha da yoksullaşıyor. 19 Mart’ta verilen bu karar, sadece hukuki değil, aynı zamanda ekonomik güvensizlik yaratmıştır. Böyle bir ortamda ülke ekonomisi istikrara kavuşamaz. Artık kimsenin geleceği garanti altında değil.”
CHP’li vekil, ekonomik gerilemeyi çarpıcı bir örnekle dile getirdi:
“Avrupa’nın en küçük banknotu olan 5 euro, Türkiye’nin en büyük banknotu 200 liradan daha değerli hale geldi. 200 lira ile bir kilo kemik bile alınamıyor. Bir ülkenin itibarı parasıyla ve pasaportuyla ölçülür. Ne yazık ki son iki yılda verilen tüm emekler boşa gitmiştir.”

Ekonomiyle Yargı Arasında Kayıp Güven…
Fatih Karahan’ın Meclis’te protesto edilmesi sadece Merkez Bankası politikalarına bir tepki değil, aynı zamanda yargı kararlarının ekonomi üzerindeki etkisine duyulan ciddi bir güvensizliğin dışavurumuydu. 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu hakkında verilen hapis cezası, muhalefet tarafından yalnızca bir siyasi figüre yöneltilmiş bir karar olarak değil, toplumsal adalet duygusunu zedeleyen ve ekonomik dengeleri sarsan bir gelişme olarak görülüyor.
Veli Ağbaba’nın çıkışı, ekonomik gerçeklerin artık sokakta, pazarda, hatta kasapta hissedilir hale geldiğini gösteriyor. 200 lira ile bir kilo kemik alınamayan bir ülkede, vatandaşın tek gündemi teknik ekonomi sunumları değil; geçim derdidir.
Ekonomik güven, sadece faiz oranlarıyla ya da döviz rezervleriyle sağlanmaz. Hukukun üstünlüğü, adaletin tarafsızlığı ve öngörülebilir bir yönetişim sistemi, ekonominin bel kemiğidir. Eğer bir ülkede yargı kararları siyasetin gölgesinde tartışılır hale gelmişse, orada yatırımcı da, vatandaş da “Güvende değilim” duygusuyla hareket eder.
Meclis’teki bu protesto, sadece bir siyasi refleks değil; toplumsal bir uyarı işareti olsa gerek…
Haber: Ülker Fermankızı












