Rus Siyasi Uzman: “Türkiye olmadan bölgede kalıcı barışa ulaşmak mümkün olmazdı…”

Rusya merkezli siyasi ve askeri uzman Yevgeniy Mihaylov’dan dikkat çeken değerlendirmeler…

 

Güney Kafkasya’da Karabağ savaşının ardından oluşan yeni dengeler bölgenin gelecekte nasıl şekilleneceği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Rusya merkezli siyasi ve askeri uzman Yevgeniy Mihaylov, Türkiye–Azerbaycan–Rusya üçlüsünün bölgedeki stratejik rolünü değerlendirirken, Türkiye’nin barışın sağlanmasındaki belirleyici etkisine özellikle vurgu yaptı.

Mihaylov, “Moskova, Türkiye’nin Karabağ savaşı sonrası barışın temin olunmasındaki  tutumunu nasıl değerlendiriyor?” sorusunu,  “Türkiye’nin yapıcı tutumu olmasaydı bölgede istikrarın sağlanması mümkün olmazdı” şeklinde cevaplayarak, kısacası,  Moskova’nın Ankara’nın diplomatik duruşunu takdir ettiğinin altını çizdi:

“Moskova, genel olarak Türkiye’nin Karabağ ihtilafının düzenlenmesindeki rolünü olumlu karşılıyor. O dönemde gerçekten Türkiye ile ortak bir pozisyonda buluştuk ve tam da Rusya–Türkiye iş birliği sayesinde Güney Kafkasya’daki durumun daha da gerginleşmesinin önüne geçildi. Rusya, en başından ortak bir bölgesel güvenlik prosesi oluşturmayı hedefledi çünkü İran, Ermenistan ve Azerbaycan’la ciddi çıkarlarımız bulunuyor. Dolayısıyla Türkiye olmadan bölgede kalıcı barışa ulaşmak mümkün olmazdı. Bu nedenle elbette Moskova, Ankara’nın  bölgenin istikrarına yönelik çabalarını takdir ediyor.”

“Rusya, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki stratejik iş birliğini, özellikle askeri ve enerji alanlarında, nasıl değerlendiriyor?” sorusuna ise Mihaylov şöyle cevap verdi: “Rusya, yani biz  bir nevi mevcut doktrinin farkındayız; “iki ülke, bir millet” anlayışı mevcut. İşte bu yüzden Türkiye ile Azerbaycan sıkı bir iş birliği içinde bulunuyor.

Elbette Rusya için, bu iş birliğinin tüm anlamlarıyla bizim uluslararası ilişkilerimize, hem Azerbaycan ile hem de Türkiye ile, olumlu yansımış olması daha rahat olurdu. Ben bunun fiilen de böyle olacağını düşünüyorum, ancak genel uluslararası gerilimler çerçevesinde biz hem Azerbaycan’la hem Türkiye ile ilişkileri dikkatle kurmaya çalışıyoruz.

Geçmişte farklı oluşumlar söz konusuyken, Azerbaycan Suriye sonrasında bu konunun çözülmesine yardımcı olmaya çalıştı. Şimdi ise devletlerarası ilişkilerimizde bazı sorunlar, Azerbaycan ile belirli bir gerilim mevcut; bildiğim kadarıyla, Türk sivil toplum temsilcileri de Rusya ile Azerbaycan arasında diyaloğu geliştirmeye çalışıyor.

Dolayısıyla her durumda  Azerbaycan ve Türkiye  böyle hareket etmiştir. Tarih boyunca böyle olmuştur. Biz de bununla yaşamayı, bunu görmeyi, bu süreçlerde takılı kalmamayı bilmeliyiz; bu iki devleti kendi süreçlerimize göre ya yönlendirmeyi ya da onlarla uyumlu şekilde ilişkilerimizi kurmayı başarmalıyız.” şeklinde konuştu.

“Bölgesel konuların çözümü için ‘Rusya, Türkiye, Azerbaycan’ üçlü formatının oluşturulmasına nasıl bakar?” sorusuna ise Mihaylov, daha önceden de konuşulan “3+3” formatını hatırlatarak cevap verdi:

“Eğer aralarında herhangi bir sorun yaşanmayacaksa, diyelim ki ülkeler arasında hiçbir problem yoksa, o zaman neden Türkiye, Azerbaycan ve Rusya arasında bölgesel sorunları çözmek için üçlü bir birlik oluşturulmasın ki?

Zaten daha önce konuştuğumuz gibi,  “3+3”  formülü var ve o hiç bir yere yok olmadı. Şimdi de bu format varken, sadece üçlü formatı konuşmak doğru değil gibi…

Rusya ve Azerbaycan için en azından bence bu doğru değil. Çünkü İran var, Ermenistan var, Gürcistan var. Ama bu konuyu bir şekilde ele almamız lazım. Gerçekten gerekli. Ve ne kadar çabuk gerçekleşirse o kadar iyi. Çünkü barış sallanıyor. Bana göre Batı, Ermenistan’da durumu sarsmaya çalışıyor. Gürcistan’da da benzer bir girişim var.

Bu yüzden bölgedeki büyük güçler—Türkiye ve Rusya’nın Azerbaycan ile birlikte, bölgedeki diğer ülkeleri de dahil ederek—bölgedeki barışı sağlayabilir. Ancak bunu sadece üç ülkenin baş başa yapması yeterli değil. Bu nedenle anlaşmak gerekiyor. Ama eğer bunu bir kamp şeklinde yaparsak; Türkiye, Azerbaycan ve Rusya birlikte bazı girişimlerde bulunur ve diğer ülkeler bunu destekler veya biz onları sürece dahil edersek, bu çok daha iyi olacaktır.”

“Türkiye’nin İngiltere’den askeri uçak alımları nasıl değerlendirildi Moskova tarafından ve bu Rus basınında nasıl yer buldu?” sorusuna cevap veren Mihaylov, İngiltere uçaklarının iyi olmadığını, ama Rus uçaklarının en iyi olduğunun altını çizdi: 

“Moskova’nın Türkiye’nin  İngiltere’den uçak alımlarıyla ilgili resmi bir tepkisi olmadı; belki sadece bu tartışmada diplomatik nezaket çerçevesinde bir yaklaşım oldu. Türkiye daha önce Rusya’dan S-400 almıştı, şimdi ise İngiltere’den uçak alıyor. Görünüşe göre belirli anlaşmalar mevcut, çünkü Türkiye ile İngiltere arasındaki iş birliği yüzyıllara dayanıyor.

Aynı şekilde, Türkiye yakın gelecekte ABD’den de büyük bir alım yaptı; oysa Türkiye zaten oldukça ciddi bir silah üreticisi. Ama burada işin içinde büyük politika var ve bence İngiltere’den bir şeyler alınca, İngiltere muhtemelen Türkiye’ye Orta Doğu ve benzeri konularda bazı kolaylıklar sağlayacak.

Biz bunu ortalama bir durum olarak değerlendiriyoruz ve İngiliz uçakları en iyisi değil, bunu biliyoruz. En iyi uçaklar Rus uçaklarıdır. Dolayısıyla alınmış alınmıştır, gerekirse kolaylıkla düşürülebilirler uçaklardır, bunu da her ihtimal için söyleyeyim” , diye Yevgeniy Mihaylov son olarak, mizahi bir görünüm ile kendince Rus taktiği mesajının da altını çizmiş bulundu…

 

Yazar: Ülker Fermankızı