VOİCEPRESS olarak bugün de Yalova’da büyükten küçüğe, herkesin “Yalova ona sorulur!” dediği, Türk yazar, siyasetçi ve Eski Yalova Blediye Başkanı Yakup Bilgin Koçal ile röportaj yapma şansımız oldu.
Bana sorsalar evde en çok ne olur? Bir evde olmazsa olmaz olan iki önemli faktörün ismini verirdim. Birincisi çiçek. İkincisi ise kitap. Bir evde bana göre bunlar var ise, o evde gözle görülecek, dokuna bilinecek, hatta hiss edilecek şekilde huzur vardır demek. Yakup Koçal da mühtamelen bu düşünceyi paylaşan bir Türkdür. Evinin her köşesinde çiçek, her köşesinde kitap vardı. Yazı masası bile kitaplarla doluydu. Böyle bir gerçek Türk Aydını ve yazarı ile röportaj yapmak aslında bir daha “İyi ki gazeteci olmuşum” dedirtiyor insana. Bizim Kafkasya’da, bir kelam vardır: “İnsan var ki, insanların nakışıdır. İnsan var ki, eşek ondan yahşidir!” Yakup Koçal gibi Aydınlar insanlığın nakişidir diye bilirim.
Şimdi bir az farklı konu olacak ama, yine de, bir konunun dışına çıkmak ve aslında “eşeğin insandan iyi olmasına” olan örneği de sizlere son günlerde yaşadığım bir olayla anlatmak isterim. Bu yakında bir milletvekili adayı ile röportaj yaptım. Düşünün, soruları sorduktan sonra, cevaplarını da kendim yazıyordum ki, “vekil adayımız” okuyup cevap versin. Böyle bir röportaj ise bir gazeteciyi mesleğine geldiğine bin pişman eden durumlardandır. Bunu en iyi meslektaşlarım anlar. Bütün bunların ardından tırnak arası “vekil adayı” haber sitemize bunca emeklerimizin karşılığında olsa gerek, destek olmak adına havale yapmak kararına geliyor ve hesaba “100” Türk Lirası para göndererek, bir gazetecinin şahsiyetini, onurunu, gururunu aşağılıyor. Böyle birinden vekil olamaz ki, o daha insan olamamış… O yüzden Kafkasya’da denildiği gibi bu gurup insanlardan eşek gerçek anlamda yahşidir!”
Yakup Koçal ise, göz nuru ve büyük sabırla kaleminin süzgecinden ömründen çaldığı zamana sığdırarak, insanlığı aydınlatmak adına yazılmış kitaplarından birinin üzerini yazarak, bize böyle değer verdi. Bunları insanlar arasındaki farkı görmek adına sizlerle de paylaşmayı kendime borç bildim arkadaşlar…
O yüzden, iki kelamı yan yana demesini başarmayan “adayla” yaptığım röportajdan sonra Yakup Koçal gibi Aydınla röportaj yapmak bana göre, susuz sahrada su bulmuş gibi bir şeydi diye bilirim.
Okurları daha fazla bekletmeden Yakup Koçal gibi bir Aydınımızla yaptığımız o güzel röportajın özetini sizlere anlatmak isterim. Özellikle Yakup Koçal da dikkatimi çeken bir özellik vardı. Yakup Koçal bazı siyasetçilerden farklı olarak koltuğa yapışan siyasetçilerden değildi. Bir de Yakup Koçal ona verdiğim soruları cevapladıkça, anlıyordum ki, aslında siyasete gelmekte, siyasette var olmak ta, siyasetten ayrılınca da ve siyasetten ayrıldıktan sonrakı devir de bir siyasetçi için çok önemlidir. Bu devirleri bir birinden ayırmasını bilen ve sınırları tanıyan bir Türk siyasetçisi olmak büyük bir mesuliyettir bence. Bu mesuliyetin ağırlığını ve belki de yazar olduğu içindi ki, her kelimeyi tartarak, ağırlığını hiss ederek, telaffuz ediyordu. Bu özellik siyasetçilerde çok nadir bulunuyor.
Köpeğinin bile ismini “Özgür” koyan Yakup Koçal özgürlüğün arayışında olduğunu söyledi: “Tam bir özgürlük yoktur. Herkes için özgürlüğün tanımı farklıdır… Herkesin özgürlük anlayışı aynı olamaz” dedi.
Onu siyasi partileri araç gibi kullanması ve sık sık parti değiştirdiği için kınayan ve eleştirenlere de ilk defa bizimle röportajda cevap verdi ve bu durumun aslını açıkladı Yakup Koçal.

Daha sonra, uzun uzun kitaplarından bahis etti. Yazdığı romanlardan, tarihi bir romanından bahis etti. Türkçülük, Turancılık, Ülkücülük kavramlarının gerçek anlamlarını anlattı.
Aslında kızının isminden, kitaplarının ismine kadar ilme ilme Türkçülüğü işlemişti Yakup Koçal hayatına. Bunu görmek ve hiss etmek o kadar mümkündü ki, ister istemez elini her “boz kurt” işareti yaparak kendini Türkçülüğe hizmet verenler sırasında görenlere içten içe “zavallı insanlar” dedirtiyordu. Yakup Koçal bir çok Türkçülükten sadece sözde bahis edenlerden farklı olarak Türkçülüğü evrensel kavramda anlayan ve derk eden bir söz sahibidir diye bilirim aslında.

Bütün bunların fonunda Koçal, hem mecliste sadece parmak kaldırmak için var olan vekillerin aslında bir işe yaramadığını da açıkladı. Ardından hem cumhurbaşkanlığı seçimleri hem milletvekili seçimlerinde Yalova adına da sonuçlarla ilgili açıklamalarda bulundu.
Yakup Koçal’a göre, AKP’den Ahmet Büyük Gümüş ve CHP’den Tahsin Becan garanti kazanmış vekillerdir: “Bu isimler garantidir bana göre. Üçüncü sıra için muhalif partilerin her birinin şansı var. Ama CHP’li Mehmet Gürel’in şansı daha çok diye bilirim. Bahçeli’nin Yalova ziyaretinden sonra üçüncü yer için dengeler değişe biler, diye umuyorum”. -dedi.
14 Mayis Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucu ile ilgili açıklama yapan Koçal, ikinci tura ne Muharrem İnce’nin, ne de Sinan Oğan’ın kalacağını düşünmediğini, bunun sebebini ise böyle açıkladı: “Toplum seçime az kala iyi tanıdığı birine oy kullanmayı tercih ediyor. Bunu bende seçim zamanı yaşadım. Oy verip oyum kayıp olana kadar, bir işe yarasın deyip bence sonra ya sayın Erdoğan’a ya da sayın Kılıçdaroğlu’na oy verecekler”- dedi.
Peki, AKP’nin tekrar kazanma şansı ne kadardır? sorusuna, Koçal, “Şansı yok değil, ama 2018 senesi ile kıyaslarsak az diye bilirim. Her an dengeler değişe bilir…” dedi.
Gerçek bir Türk Aydını ile yaptığımız röportajı VOİCEPRESS TV You Tobe kanalımızdan izleyin. İyi Seyirler ve böyle söz sahipleri, aydınlarımızın çok olması dileği ile…

Haber: Ülker Fermankızı











