Patlamadan beş dakika sonra uyansam yanıcaktım. – Kelbecer’de mayına düşen bir yetkili, yaşadığı dehşeti anlattı

0
40

Birkaç gün önce Kelbecer’de üç kişinin ölümüne ve çok sayıda kişinin yaralanmasına neden olan bir mayın patlamasından kurtulan Kelbecer ilçe yürütme gücünün bir çalışanı olan Shohrat Jafarov, korkunç olayı anlattı.

 Shohrat Bey’in notları:

Topraklarımız işgalden kurtarılıyor, her gün ilerliyoruz. Köylere ve yerleşim yerlerine her yerden isim verilir, sevinir, ağlar, kutlar, kayıplarımıza üzülür, zaferlerimizde teselli buluruz. Tüm bunların arka planına karşı bir kulağım Kelbecer’i öğrenmek için harekete geçti…

Sonunda Kelbecer’in o karışık, gizemli gecede serbest bırakılacağını öğrendik.

Şimdiye kadar iki kez komiserliğe götürülmek için gittim. Profesyonel bir topçu olarak hazır olduğumu söyledim ama beni geri gönderdiler. Savunma Bakanlığı’na resmi olarak en son 20 Ekim’de başvurdum; Savaşa katılmama izin vermiyorsanız, askeri bir gazeteci olarak cepheye gitmeme izin verin. Cevap yine “imkansız” oldu.

Yine de her gün kendimi cephede, savaşta hissettim; Yüzümde kan ve vücudumda yaralar gördüm…

Kelbecer’i boşaltmak için fazladan süre verildiğinde haç şeklinde bir ağrım vardı.

Köyümüze doğru uçuyordum…

Nihayet ordumuz Kelbecer’e girdi. Her gün ne zaman gideceğimi, nasıl gideceğimi, ne yapacağımı ve ne yapacağımı hayal ettim. Bir süre sonra insanlar gitmeye başladı. İşe gidenlerin çoğu bol bol video çekti, izledik. Vatan hasreti tutuştu, dönme arzusu, o toprağı öpme arzusu. Ben de davetliydim, gitmedim. Gitme şansım vardı ama reddettim. Çünkü bir yükümlülüğüm vardı. Yasayı çiğneyemezdim. Zamanında gitmem gerekiyordu.

Benim de bir planım vardı. Kelbecer toganasından en az 50 kişilik bir yürüyüş düzenlerdim. (Yapacağım)
Ama iş beni eve götürdü. Devletin resmi izniyle, çekimlerde medya temsilcilerine rehberlik etmek için Yürütme Temsilciliğine bağlı üç köyde – Yanşag, Zallar, Yanşagbina köylerinde Kelbecer, Yanşak köyüne gittik…

Ayın 29’unda ayrılacağınızı duyurdular, hazırlanın.

Garipti, uzun zamandır beklediğim habere tepkim normal değildi. çok mutlu değildim. Mutluydum ama şanslı olsam da olmasam da bu sevinç yeterli değildi. Geri dönmeyeceğimi düşünmeye başladım. Köyümüzle ilgili hayallerimin her tepesinde mayınlar vardı. Ayrıca dönmezsem vasiyetimden bir iz kalsın diye masama bir ayrılık şiiri yazdım. Çünkü ofisimde bir vasiyetname vardı. Bir vasiyet olarak aileme nasihat, oğluma birkaç görev, annemden, eşimden, kızımdan ve birkaç sevdiğimden bir özür aldım.

Borçlar listesi, borçlulardan ailemden para istememelerini istedim, iki üç ay sabretmelerini ve borçlarımın ödeneceğini söyledim.

Evet, inanmıyor musun? Gerçekten, sanki her şey senaryoya göre gidiyormuş gibi.

Ayın 4’ü sabah 5’te Gence’den ayrılmayı planladık. İki gün yemek yedik. Hem kendimiz hem de film ekibi için. Ben de et ödünç aldım. Sonra askerler için bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Ama 3 paket sigara dışında hiçbir şey almadım. Akşam evde dedim. Bayan komşuları aldı, yaklaşık 50 çorap, şekerleme vb. küçük bir hediye de verdiler. Saat 11:00’de dördümüz için küçük bir çay masası açtık. Hem Cafer hem de Nilüfer onları akşam ve sabah uyandırmalarını istedi. Lily uyanamadı. Beni yarı uykulu öpüyordu. Cafer uyandı, yüklere yardım etti, aşağı indik. O soğuk bir çocuk. Bana sarıldı, yüzümden öptü ve başarılar diledi. Yine de, “Keşke beni alsaydın” dedi ve pişman oldu.

Arif geldi, yükleri koyduk. Bana hep “Amoğlu” derdi. Amoğlu, kalbimin kırıldığına inanıyor musun dedi ey (Arif vefat eden Susuzluk köyü İEDÜ vekili idi)

Yola çıktık,

Murov’un etrafında nasıl dolaştığımızı hissetmedik.
Yolda birkaç kez Arif’i yavaşlaması için uyardım. Onun acelesi vardı. Köyümüze gitmek için acelemiz olduğunu düşündük…

Murov Kelbecer’e indiğinde önce köylerimizin otlakları, sonra köylerimiz; Salonlar, Yan, Yan.

Dashgalan yaylasını geçtik ve Pirgaya yaylasında durduk. Açtık. Kelbecer’deki her yola aşina olan köyümüzün yaşlılarından Sabuhi Amca üşütmüş. Ölçen adam farklıdır. Saksı da Bagayarpagina’ya sarılmıştı. 20 dakikalık bir kahvaltının ardından ısırgan otu serptik, unlu mamülleri sardık ve yola çıktık. Kazım, dedemin memleketi Meydançay’ı aradı. Film ekibinin lideri Emin’di. Sizi Kamışlı’da bekliyoruz dedi. Bu yüzden dedemin evinde durmadık. En çok görmek istediğim yer neresiydi, dizimi yere koyup taşı öpmek istediğim yerdi. Nasıl olsa geri döneceğimiz için geçtik. Arabayı izleyerek koridorları geçtik. Kelbecer yolu evimize 100 metreden geçiyor. Evimizin kapısında Arif’e “Bekle ben böyle gidemem” dedim. düştüm, düştük. Sabuhi Amca ve şoförümüz Mesud geldi. Düştükleri anda ikisi de beni gördü ve bana sarıldı. Onun yerine bizim eve baktım. Kendimi o patikalarda, küle dönen okulumuzun bahçesinde aradım.

 

Şohrat Caferov

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here