KÖPRÜDE 34 KİŞİ ŞEHİT EDİLDİ

0
0

Yalova Üniversitesinin düzenlediği Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen panelde, 15 Temmuz Kahramanları’ndan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sezai Çelik yaşadıklarını paylaştı.

15 Temmuz 2016 Direnişi’nde, Boğaziçi Köprüsü’nün üzerinde yaralanan vatandaşlara ilk müdahaleleri yapan Doç. Dr. Sezai Çelik, 52.ci “Milli İrade & Milli Şuur Sohbetleri”in başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi.

15 Temmuz Destanı’ paneli, Yalova Valisi Muammer Erol, Yalova Belediye başkan vekili Mustafa Tutuk, Yalova Üniversitesi Rektör vekili Prof. Dr. Jülide Yücesoy, İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Bekçepınar, İl Emniyet Müdürü Göksel Topaloğlu, Ak Parti Yalova il başkanı Muğlim Bağatar, il kurum müdürleri ve siyasi parti başkanlarında olduğu katılımı gerçekleşti.

Yalova Üniversitesi Rektör vekili Prof. Dr. Jülide Yücesoy ‘un selamlama konuşmasının ardından mikrofonu alan Doktor Sezai Çelik
“Cumhurbaşkanımızın tarihi çağrısı üzerine harekete geçtik. Hanımefendiler Cumhurbaşkanımızın konutunun bulunduğu bölgeye, biz birkaç kişi alenen ateş açıldığı bilgisi üzerine yürüyerek köprüye gittik. Bir çekici rastladı, üzerine doluştuk. Köprüde kurşun seli vardı. Ben bunların plastik mermi olduğunu düşünüyordum. Ama ilk yaralıyı görünce bunun G3 mermisi olduğunu anladım, arkadaşları uyardım.
Hiçbir alet-edevat yoktu, kanamaları durdurmak için çabaladım. Askerler hürmet edip bizi vurmazlar düşüncesiyle bayrağı sırtıma bağladım. Ama bez kalmayınca bayrağı da tampon için kullandım. Tampon yapıp ambulanslara bindiriyorduk yaralıları. 7 saat boyunca yaralılara müdahale ettim. Yaralıların taşınmasında vatandaşımızın da olağanüstü gayreti oldu.

Gördüğüm vahşet anlatılacak gibi değil. Kurtaramadıklarımız da var. 28 yıllık cerrahi hayatımda ilk kez hiçbir alet-edevat olmadan müdahale yapmak zorunda kalmıştım.
Gençlerin sabaha kadar bir taş bile atmadan yiğitçe duruşu çok önemli. Motosikletli 5 genç vardı. Yaralıları hızla alandan uzaklaştırıyorlardı. Bu şekilde 30 kişinin hayatının kurtulmasına vesile oldular. O gece köprüde 34 kişi şehit oldu, 318 kişi yaralandı. Bu gayret olmasaydı ölü sayısı çok daha yüksek olurdu.
Bir ara insanlar azalınca acaba korkup ya da yorulup gitmeye mi başladılar diye etrafa bakındım. Cemaatle sabah namazı kıldıklarına şahit oldum… Askerler teslim olana kadar dağılmadık.

Tank atışıyla yere yuvarlandık. Vurulacağını bile bile gençler yaralıları tutup uzaklaştırdılar. Bir motosikletli dayanamayıp tankların üstüne sürdü aracını, birkaç asker yoğun ateş ederek şehit ettiler onu. Cenazesini bile alamadık. Bu gençler zulmü asla sevmezdi, zalime asla meyletmezdi… Onlar Asım’ın nesliydi, çiğnerdi, çiğnenirdi, hakkı tutup kaldırırdı…

Peki FETÖ’nün nesli neredeydi? Eli silah tutanlar bizim karşımızdaydı. Teknik personeli önemli kurumlara girmeye çalışıyorlardı. Hastane sahipleri ve doktorları acil ışıklarını kapatıp hastaları kabul etmeyenlerdi.

Bu alçaklara taş bile atmamıştık. Elimizde bayraklarımız, dilimizde tekbirler… Ama onlar yirmişer dakika arayla bizi kurşun yağmuruna tuttular. Çünkü bizde iman, onlarda korku vardı.

Bu dertleri başımıza açan kim? Emperyalistlerin işbirlikçisi ve ayakçısı sahte hoca! “Çakı bile taşımazlar” demişti oysa. Kendisi ve askerleri nereye sığınmıştı? Düşmanımıza.
Motosikletli gençlerden birini sonradan zorlukla buldum, Ümraniye’de. Toplanın, bu millet sizi tanımak istiyor dedim. “Millet bilse ne olur bilmese ne olur, Allah biliyor ya…” dedi.

15 Temmuz gazisi Doç.Dr. Sezai Çelik görsellerle desteklediği sunumunu şu tavsiyeleriyle tamamladı:
“Evlatlarımıza sahip çıkalım, onları başkalarına çaldırmayalım. Yurduma alçaklar bu sefer içerden saldırdı. Ama Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi millî irade ve millî güç onları durdurdu. Mehmet Akif anlaşılmadan vatan sevgisi anlaşılmaz. Çok iyi okuyun onu. Biz her şeye ilahi perspektiften de bakmalıyız. İmtihanda sabredenlere müjdeler olsun… 15 Temmuz bizim için büyük bir imtihanmış. Bu imtihandan kimi geçti, kimi kaldı.

İnsana çalıştığının karşılığı vardır. Yani fiili dua gerekir. Bu da fiilen askerin karşısına dikilebilmektir. Çiftçi ekmeden ve sulamadan dua ederse olur mu? Bu fıtrat kanunlarına aykırı. Nerede bir kötülük görsek mutlaka karşısına dikilmemiz lazım. Yanlışı elimizle, gücümüz yetmiyorsa dilimizle düzeltmeliyiz. Ona da gücümüz yetmiyorsa buğzetmeliyiz. Bu da imanın en zayıf noktasıdır.
Gençlerin sabaha kadar gösterdikleri destansı duruş, tüm vatandaşları yüreklendiriyor ve cesaretlendiriyordu” diye konuştu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here